Hoşgeldiniz  

Boğazköyün elinden Huzurlarını aldılar

Zafer Omay | 12 Şubat 2015 | Genel, Son Dakika

Boğazköyün elinden Huzurlarını aldılar
Seçim  Öncesi Köprü yapacağız  diye  vaatler  Rafa  kalkınca Bogazköy halkı  ayaklandı. Karaçam Köyü Kestanelik  mevkiinden  yapılacak  Köprünün  bir an  önce  yapılmasını  istiyorlar. Bogazköy’ün Huzuru HES’lerin yapılmaya  başlamasıyla  bozulmaya  başladı.Huzurun  adresi olan Bogazköy  halkının  huzurunu kaçıran  ne  varsa  oluşmaya  başlamış,birileri  Bogazköy’ün  huzurlu olmasını kıskanmış olacak  Şimdi   sadece  Oy  ver yeter  diyorlar.Ancak Bogazköy  halkı  Huzurlarını  geri istiyorlar. HES,Kum Ocakları,Taş Ocakları,Hızlı Tren   Huzurlarını Kaçırmış, 125 yıl  önce  bu huzurlu insanları  düşünerek HAYDARPAŞA-Eskişehir  Demir Yolunun  Sakarya  Nehri  üzerinden  geçen  Köprüye  ilave  yaparak  Bu  Huzurlu insanlara  her  türlü  kolaylığı  tanınmışken   şimdi  zulum,eziyet,huzursuzluk  ortamı  sağlanmış.HES  şantiyesi Tüm  güzellikleri almış  götürmüş,Hızlı Tren geçecek  diye  geçişler  kapanmış, Yöredeki  Yaban  hayatı ile  insan  hayatını  sonlandıran  her  türlü  çalışma  hızla  devam ediyor.İşte  Geyve’nin  en  uzak  köyü  Bogazköy’ü kendilerinden  dinleyelim. Rüzgarın zaman zaman sert, kimi zaman meltemsi esintisi, sallanan yapraklar, yazın verdiği serinlik kışın verdiği üşüme hissi hafif bir ürperti. Köyümüzün olmazsa olmazlarındandır.bogazdabirkoyvar2karacambogazdayolyok1bogazdabirkoyvar1 Bu  Fotoğrafı  Yan  koymak  zornda  kaldık  düzden anlamayanlar  yandan  anlar diye Bogazköy; Sakarya ili sınırları içerisinde Geyve ilçsine bağlı küçük bir köydür. Bilecik – Eskişehir karayolu üzerinde Doğançay sapağından girince 4 km gitmeniz gereken, orman ile insanların ve diğer canlıların kaynaştığı bir ortamdadır. Karşıdan bakıldığında, mevsim yaz ise yapraklardan pek birşey gözükmez. Yeşil içinde koybolur herşey. Yolumuz, Doğançay’dan başlayıp, demirköprüyü de içine alarak kimi zaman Sakarya nehrine nispet yaparcasına kıvrılarak devam etmektedir. Bir tarafında Doğançay köyü, öbür tarafında Kışlaçay (Yeniköy) sınır komşusudur. Konumunun verdiği iklimsel özelliklerinin başında bol rüzgarlı olması vardır. Geyve ilçesinden adını alan “Boğaz” çıkış olarak köyümüzde son bulmaktadır. Demir köprüden sonra, çiftlik dediğimiz mevkiiye gelinir. Burada ekime el verişli topraklarımız vardır. Gelişmeyle paralel olarak köyümüzden yer alarak yerleşenler bulunmaktadır. Bunlardan biri ailece yer alıp yerleşen, hayvan sever kişiliği ile tanınan “Köpek Çiftliği” sahibi komşumuzdur. Bu çiftlik çeşitli ırklara ait köpeklerle birlikte sokak köpeklerine de  ev sahipliği yapmaktadır. Köy’e yaklaşırken Kırmalık Mahallemize çıkan yolda tabelayı görünce saparsınız, geriye dönmenize gerek kalmaz. Bu mahallenin adı, ilk kuruluş sırasında ormanlık alanın kırılarak açılmasından gelmekte olduğu rivayet edilmektedir. Kırmalık mahallesinde bugün 18 hane bulunmaktadır. Sakarya nehri kıyısına parallel uzanan tarlalarımız, açılan kum ocaklarının su seviyesini düşürmesi ve tarlalarımızın verimsizleşmesi neticesinde verimli tarım yapılamaması bu arazilerde insanlarımızı konut inşaatlarına yöneltmiştir. Sonra tavuk çiftlikleri başlar. Tek katlı uzun yapılar kendilerini göstermektedir. Aynı zamanda köyün merkezinede yaklaştığınızın habercisidir bu yapılar. Eskiden “germe” diye bilinen küçük derenin üzerinden geçtiğinizde köye girmişsiniz demektir. “Germe” eskiden hayvanların çiflik mevkiine geçip ekili alanlara zarar vermemesi için yapılmış ve gelip geçenlerin açıp kapattıkları ve sürakli kapalı tutulduğu bir köy kapısı idi. “Germe” den sonra hemen yukarı sapıldığında bir başka haneler topluluğuna ulaşılır. Yol ileride biter. Oradaki sakinlerimizle tanıştıktan sonra geri döner ve yolunuza, köy merkezine doğru devam edersiniz. Bakkalımızın önünden geçtikten sonra merkez kabul ettiğimiz Boğazköy Camii’nin bulunduğu meydana gelirsiniz. Camii avlusunda köyümüz kurucusu ve bir zamanlar adını verdiği Şahan bey ve aile fertlerinden bazılarının kabirleri ve eski mezar taşlarını görürsünüz. Meydan dan yukarı, köyümüz su deposuna doğru uzanan yol üzerinde pek çok hane vardır. Haneler kimi eski, kimi yeni modern görünüşlüdür ama eskiye oranla içlerinde sürekli yaşayanlar azalmıştır. Haftasonları, tatil zamanları ve yaz aylarında şenlenirler genelde.  Su deposundan devam eden ham yol kömürlük mevkiine kadar gider, mezarığın yanından Kışlaçay yoluna bağlanır. Ormana sıfır bu yoldan Sakarya ovasının muhteşem görüntüsünü anlatmak kelimelere sığmaz. Köy meydanından Kışlaçay istikametinde yolumuza devam ettiğimizde, solunuzda köyümüz muhtarlığı ve boğazköy spor klübünün binasının bulunduğu alanı görürsünüz. Bu meydanda bir zamanlar köyümüzün ilk camii, köy odası, imam evi, okulu ve fırını varmış. Bu arazinin Sakarya nehrine kıyısı olması izleyenlere güzel panaromalar sunar. Şimdilerde kum ocaklarının meydana getirdiği havuzlar Sakaryanın genişlemesine neden olmuştur.doğal görüntüsünden uzaklaşan panaromamız farklı görseller sunmaktadır. Kömürlük mevkiine kadar yolun sağına soluna serpiştirilmiş evler merkez mahallemizin uzandığı uç noktadır. Günümüzde merkez mahallemizde 47 hane mevcuttur. Köyümüz çıkışında son yerleşke Osman Bey’in çiftliğidir. Sonrasında Kışlaçay ile sınırımızı oluşturan Oluk dere gelmektedir. Ihlamur ağaçlarının çiçeklendiği zamana köyümüz mis gibi ıhlamur kokar. Sırtımızı yasladığımız dağdan gelen bol oksijenli hava ciğerlerimizi doldurur. Yeşilin onlarca çeşidini görürsünüz. Otsu bitkilerin yerden fışkırdığı bir tabiata sahiptir köyümüz. Renk renk çiçekler cok keyifli görseller sunar ayrı ayrı her kıvrımında yolun. Geceleri kuş sesinden uyuyamayabilirsiniz. Çok çeşitli kuşlar, sincaplar oynaşır durur ağaçlarda. Köy kahvesinin arkasındaki yola inerseniz Sakarya ırmağı ile hemen hemen aynı seviyede olursunuz. Cevizlik mevkiine, oradanda kum ocakları arasından ana yola ve diğer köylere de ulaşabilirsiniz. Olta balıkçılarının vazgeçilmez mekanlarından biridir Sakarya sahillerimiz. Kömürlük mevkiinin altına düşen yerde depremlar sonucu yeryüzüne çıkan kükürtlü suyumuz şifalı olarak Kabul edilir ve pekçok insanın bu sudan ve çamurundan yararlanmak üzere köyümüze geldiği gözlenmektedir. Özellikle yaz aylarında köy nüfusu çoğalır. Yöresel yemeklerimizin bir çeşidine rastlamamanız imkansızdır. Kömürlük mevkiinde köy mezarlığnın geçince orman içine doğru tırmanan ham orman yolu trakingçiler için çok güzel bir parkur sunar. Ayıoynak’tan boğaza doğru giden patikalar kısa bir parkur oluşturur. Boğaz çıkışnı tepeden seyretmenin güzelliği ancak görüldüğünde anlaşılır. Diğer uzun parkur ise maksudiye şelalesine kadar uzanabilmektedir. Baharda çiçeklerle bezenir köyümüz. Çeşitli meyve ağaçları birbiri ardına sonu gelmez bir resital gibi güzelliklere güzellik katar. Kışı ayrı güzeldir. Hele birde kar yağdığında. Orman yapraklarını dökmüş ve karla buluşmuş orman örtüsü ile muhteşem görünür. Hiç erimesin diye aklınızdan geçer. Hele fotoğraf meraklılarının zaman zaman köyümüze yaptığı gezilere denk gelirseniz ne demek istediğimizi daha da iyi anlarsınız. Dünyanın her yeri gibi köyümüzde bir kanser gibi etrafını tahrip eden etkenlerden, doğal ve insane eliyle yapılan çevre felaketinden nasibini alacaktır. Yok olmadan sizlerde bu doğa güzeli köyümüzü görün… Köyümüz Orman köyüdür. Köyümüzün geçmiş dönemlerde en önemli geçim kaynağı ipek böceği yetiştiriciliği idi. Kiraz, elma, ceviz, buğday, arpa, mısır, fındık tarımı ek olarak hem pazar için hem zati ihtiyaç için üretilirdi. Hemen her hanede böçeklik bulunurdu. Baharın gelmesiyle dut ağaçlarının bol sürgün verdiği dönemler ipek böcekçilerinin hummalı  çalışma zamanlarıydı. Orman işletmesinden alınan kesimler, dağlarımızdaki ıhlamur ve kestane  ağaçları önemli bir geçim kaynağıydı. Köy halkı ıhlamur çiçeği ve kestane toplayıp satarak aile bütçelerine katkı yapmaktaydılar. Köyümiz gençleri  okuyup meslek sahibi oldukça, yada köy dışında iş imkanı arayışına girdikçe tarım arazileri ve kurulu bahçeler ilgisiz kalmaya başladı. Üreten bir yapıdan tüketen bir yapıya  yönelmiştir. Giderek dışa bağımlı hale gelmiştir. Yurdun ve dünyanın çeşitli yerlerine iş için giden pek çok insanımız vardır. Kazandıklarını kendi geçimlerinde harcamaktadırlar. Ancak tam olarak köyünden kopan hemen hiç kimse yoktur. Dışarda yaşayıp belirli bir ekonomik yapıya ulaşan ve özellikle emekli olduktan sonra köyüne geri gelip yerleşen ve modern konutlar yaptıranların sayısıda azımsanmayacak kadardır. Bu kişiler ata topraklarına bakmaya başlamışlar ve canlandırmaya çalışmaktadırlar. Çeşitli tarımsal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Özellikle çeşitli fidan dikimi ağarlıktadır. Buda ileride köyümüzün daha ağaçlıklı ve bol meyve üreten bir yer haline geleceğinin  belirtesidir. Günümüzde  tarıma bağlı olarak yaşayan aileler içinde genç nufus çok azdır. Genelde tarım ve hayvancılık ağarlıklı uğraşı dalıdır. 12 hane büyükbaş hayvancılık yapmaktadır. Bunlardan iki tanesi orta ölçekli diğerleri çok küçük ölçeklidir. Fındık, mısır, yulaf, yonca, ziraatinin yanında, ceviz yetiştiriçiliği hareketlenen alanlardan biridir. Köyümüzde inşaat işleri ile uğraşan 5-6 kişi vardır. Fındık bahçelerinin tımarında yövmiyeli çalışanlarımız ile ücret karşılığı fındık toplama işinde çalışacak kadar gücü kuvveti yerinde olanlar aile bütçelerine katkıda bulunma çabası içindedirle. Köyümüze dışardan gelerek çiftlik tarzı işletme kuran ve hobi anlamında ev yapan kişilerin çiftliklerinde yine dışardan gelen ücretli çalışanlarmız vardır. Bu işletme kişilerin köy ekonomisine herhangi bir katkısı olmamaktadır. Köyümüz halkına doğrudan ekonomik katkı sağlayan tek işletme uzun süredir faaliyet gösteren yumurta çiftliğidir. Yedi haneden, beşi bayan dokuz kişiye iş imkanı sağlamaktadır. Köyümüzde faal olarak bulunan bir hızar atölyeside mevcutur. Önceleri köyümüzün iki kahvehanesi vardı. Şimdi ise kahvehane tektir. Köydeki para döngüsü iki kıraathaneyi taşımamıştır. Burası köy halkının buluşma noktasıdır aynı zamanda. Bir tane de bakkal bulunmaktadır. Köy halkının önemli kısmı kendi yaş sebzesini yetiştirmektedir. Perşembe günleri Pazar ihtiyaçlarını karşılamak için bağlı oldukları ilçeye (Geyve) gitmektedirler. Bu işi komşumuz Kışlaçay ve Boğazköy’ün sakinlerini topluca Geyve’ye götüren taşıt münavebeli olarak sağlamaktadır. Bunun dışında köyümüze ulaşımı sağlayan toplu taşımacılık hizmeti henüz gelmemiştir. Herhangi bir iş için köy dışına çıkmak isteyenler, yaz-kış, yagmur-kar demeden ana yola 3 km lik mesafeyi yürüyerek, taksi çağıarak, yada otostop yaparak kat etmek zorundadırlar. Hayvancılık yapan aileler içinde çiftlik işletmeciliği yapan iki ailenin dışındakilerin üretimleri genellikle hane ihtiyacı için kullanılmaktadır. Üretim düşmüştür. Hane ihtiyacından artan miktar köyün diğer hanelerinin ihtiyaçlarına yada süt toplayıcılarına satılmaktadır. Tonajlı fındık üreten hane sayısıda bir kaçtanedir. Sanaiye yönelik mısır üretimi yerini hayvan yemi amaçlı slaj ekimine bırakmıştır. Köyümüzün zirai çalışmalara elverişli toprakları çiftlik mevkiinde bulunmaktadır. Ovanın bir zamanlar verimli toprakları, Sakarya nehri boyunca açılan kum ocakları faaliyetleri neticesinde su seviyesinin 8-10 m. kadar düşmesine, taban suyunun çekilmesine sebep olmuş, bunun sonucu olarak verimsizleşmiştir. İklimsel değişikliğinin sebep olduğu kuraklığında eklenmesiyle Sakarya nehrinden su pompalayarak ürün alınmasına çalışılmaktadır. Maddi güç olarak sulama imkanına sahip bir kaç hanenin dışında bu imkandan yararlanan başka hane yoktur. Gelir düzeyi düşük olan yer sahibi köylülerin bu topraklarını verimi işletememeleri yetersiz maddi güç ve küçük alanlarda yüksek maliyetler nedeniyle, gelirinin daha da düşmesine neden olmaktadır. Ürünlerin para etmeyişide küçük üretici olan köy halkının topraktan kopmalarına, gurbette iş aramaya yönlendirmiştir. Tüm bu faaliyetlere karşı köyümüz halkının geliri birkaç hane dışında çok düşüktür ve köy dışına bağımlıdır.kopruyuunuttular1 kopruyuunuttular2 kopruyuunuttular3 kopruyuunuttular4 kopruyuunuttular5 kopruyuunuttular6 kopruyuunuttular7 kopruyuunuttular8 Geyve Boğazköy Ağlıyor… Sakarya ili Geyve boğazının kuzey girişinde bulunan ve doğal güzelliği ile adından söz ettiren Boğazköy Köyü son zamanlardaki Hes ve Kum ocağı çalışmaları ile adeta ağlıyor. Köylülerin tepki göstermesine rağmen bir sonuç alınamayan bölgedeki çalışmalar sonucunda Boğazköy’ün eski görüntüsünden eser kalmadı. Geyve ilçesi Boğazköy Köyünde bulunan kum ocaklarından kum çıkarmak için Sakarya Nehrine yapılan hunharca saldırı sonrası BOĞAZKÖY toprakları adeta çökerek tarım arazileri yok oluyor. Boğazköy sakinleri Köyümüz yerlesim bölgesi ve etrafında bulunan kum ocaklarına her ne kadar tepki göstermeğe çalıştıysak da muvaffak olamadık, dedi Köy’ün Mezarı Oldu. Kum ocakları netice itibarı ile köyümüz ve köylümüzün mezarı oldu. Mezar’dan bahsedince hemen ölmek gerekmez, bazı komşularımız arazilerinden ürün olarak faydalanamadıkları için arazilerini de kumculara satmak zorunda kaldılar, ama paralarının ne kadarını alabildiler oda bilinmez. Hes Ayrı Bir Dert Bu olayı atlatamadan köyümüze bir hidro elektrik santral olayı geldi. 20 dönüm civarında bir kamulaşma olayı gerçekleştirildi, devlet dönümüne onbeş bin TL. gibi bir rakamla yerleri satın aldı ve o zaman taklalar attık. Arazisinin tamamını satanlar rahatladıklarını sandılar arazilerinin bir kısmını satanlarda şükrettiler . Nehir seviyesi 15-20 Mt. Düştü. Ama bu gün Sakarya yatağı ova seviyesinden o kadar aşağıya düştü ki daha ne kadar düşeceği de belli değil, şimdi tarım arazilerimizin geri kalan yani kamulaştırılmayan yaklaşık 700 ( yedi yüz ) dönüm kadar kısmı dip suyunun 15- 20 metre kadar derinlere çekilmesinden sonra yıllık üretilen tarım mahsüllerini bırakın bu gün ağaç bile yetişmemektedir. Köy Sakinlerin:köyümüz ovası tarım arazisinde yeri olan her arkadaşımız tapu fotokopilerini çıkartıp ses getirebilecek bir avukat’a vekalet verip mahkeme davası açmak için girişimler de bulunuyoruz. Boğazköy Dedelerimizin Emaneti Bizim arazilerimiz günümüze dedelerimizden gelmiş ve torunlarımıza kadar gidecektir diyen Ömür; Arazinin bu günkü değeri ile hesaplamayıp nesilden nesile devrederken alınabilecek tüm mahsüllerin gündeme getirilmesini hesaba katmak gerektiğini belirterek, eğer adalet varsa bu davayı BOĞAZKÖY’lümüzün kazanacağını düşünüyorum, dedi. Ocağı Sıkıntısı Geyve Boğazının güzelliği dillere destan Köyü olan Boğazköyü’nde Taş Ocağı açılacak duyumları köylüleri hareketlendirdi. Boğazköy sakinlerinden alınan bilgiler doğrultusunda Köyümüze sahip çıkmanın zamanıdır. Edinilen bilgilere göre, Köyümüzün üst kısmında aşağıdaki haritalarda işaretli bölgede taş ocağı açılacak. Ruhsat sahibinin Ankaradan bir iş adamı olduğu bilgisi var elimizde. İki aydır köyümüze gelip gittiği öğrenildi. Ruhsat alanı Boğazköy toplam alanına eşit bir büyüklük hemen hemen. Haritalarda işaretli bölgeden yola Boğazköy – Doğançay yoluna inmek için tarlalardan geçiş yolu aramakta olduğu bilgisi de kulağımıza ulaşan haberlerden. Maden Ruhsatı Verilmiş.. 2A alanı olarak belirlenen doğa parçasına, Madenişleri Genel Müdürlüğü Tarafından “maden arama ruhsatı” verilmiş. Bu alanda çalışma ruhsatı da alındığı taktirde geri dönüşü olmayan bir yola girilecektir. Geri dönüşü olmayan yol Taş ocağı açıldığı taktirde; Elimizde kalan son doğa güzelliği ve yaban hayat telafisi imkansız büyük zarar görecek. Köy taş tozu altında kalacak. Astım hastalıkları görülmeye başlanacak ve artarak da hastalık gelişecek. agır taşıtlar trafik sorunu yaratacak. Akasya, Kestane ve Ihlamur ormanlarımız toz tabakasıyla kaplanacak. verimleri düşecek ve kurumalarına neden olacak. Zaman içinde yok olacak. Hayvan otlatmayı köylü kendi tarlarında yapsada tozdan etkilenmiş otları hayvanlarına yedirmek zorunda kalacaklar. Yaban hayatı ve doğal flora yok olacaktır Bölgemiz Türkiye coğrafyasında flora çeşitliliği bakımından sayılı yerlerden bir bölgedir. Bu nedenlede köyümüz dahil olmak üzere bölgemizde arıcılık faaliyetleri yürütülmektedir. Arı kolonilerinin devamı ve organik ölçülerde bal üretimi açılacak taş ocağı ile yok olacaktır. Gezici arıcılarda binlerce koloniyi bölgemizde konaklatmaktadırlar. Bundan sonra faaliyetlerini sürdüremeyecekler. Hayvancılık, arıcılık ve tarım ürünleri ile geçimlerini sağlayan halk gittikçe verimsizleşecek bu topraklarda yaşayamaz hale geleceklerdir. Su kaynaklarımız da etkilenecek, doğal yapı bozulduğu için su kaynakları kuruma tehdidi ile karşı karşıya kalacaktır. Kimyasal Atık tehlikesi Çalışmalarda kullanılacak makinelerin kimyasal atıklarıda sularımızın kirlenmesine neden olacaktır. Böyle bir taş ocağının varlığı köyümüzdeki ve civar köylerdeki arazi fiyatlarınıda olumsuz yönde etkileyecek, bu coğrafyada yerleşmek, mülk edinmek isteyenleride uzaklaştıracaktır. Dinamit atışları yaban hayatın tamamını olumsuz etkileyecek, meydana gelen sarsıntılar etkili olacak ve gürültü kirliliğine yol açacak. Yıllarca kum ocaklarından çeken yöre halkımız şimdide taş ocağınd

Boğazköyün elinden Huzurlarını aldılar
Seçim  Öncesi Köprü yapacağız  diye  vaatler  Rafa  kalkınca Bogazköy halkı  ayaklandı. Karaçam Köyü Kestanelik  mevkiinden  yapılacak  Köprünün  bir an  önce  yapılmasını  istiyorlar. Bogazköy’ün Huzuru HES’lerin yapılmaya  başlamasıyla  bozulmaya  başladı.Huzurun  adresi olan Bogazköy  halkının  huzurunu kaçıran  ne  varsa  oluşmaya  başlamış,birileri  Bogazköy’ün  huzurlu olmasını kıskanmış olacak  Şimdi   sadece  Oy  ver yeter  diyorlar.Ancak Bogazköy  halkı  Huzurlarını  geri istiyorlar. HES,Kum Ocakları,Taş Ocakları,Hızlı Tren   Huzurlarını Kaçırmış, 125 yıl  önce  bu huzurlu insanları  düşünerek HAYDARPAŞA-Eskişehir  Demir Yolunun  Sakarya  Nehri  üzerinden  geçen  Köprüye  ilave  yaparak  Bu  Huzurlu insanlara  her  türlü  kolaylığı  tanınmışken   şimdi  zulum,eziyet,huzursuzluk  ortamı  sağlanmış.HES  şantiyesi Tüm  güzellikleri almış  götürmüş,Hızlı Tren geçecek  diye  geçişler  kapanmış, Yöredeki  Yaban  hayatı ile  insan  hayatını  sonlandıran  her  türlü  çalışma  hızla  devam ediyor.İşte  Geyve’nin  en  uzak  köyü  Bogazköy’ü kendilerinden  dinleyelim. Rüzgarın zaman zaman sert, kimi zaman meltemsi esintisi, sallanan yapraklar, yazın verdiği serinlik kışın verdiği üşüme hissi hafif bir ürperti. Köyümüzün olmazsa olmazlarındandır.bogazdabirkoyvar2karacambogazdayolyok1bogazdabirkoyvar1 Bu  Fotoğrafı  Yan  koymak  zornda  kaldık  düzden anlamayanlar  yandan  anlar diye Bogazköy; Sakarya ili sınırları içerisinde Geyve ilçsine bağlı küçük bir köydür. Bilecik – Eskişehir karayolu üzerinde Doğançay sapağından girince 4 km gitmeniz gereken, orman ile insanların ve diğer canlıların kaynaştığı bir ortamdadır. Karşıdan bakıldığında, mevsim yaz ise yapraklardan pek birşey gözükmez. Yeşil içinde koybolur herşey. Yolumuz, Doğançay’dan başlayıp, demirköprüyü de içine alarak kimi zaman Sakarya nehrine nispet yaparcasına kıvrılarak devam etmektedir. Bir tarafında Doğançay köyü, öbür tarafında Kışlaçay (Yeniköy) sınır komşusudur. Konumunun verdiği iklimsel özelliklerinin başında bol rüzgarlı olması vardır. Geyve ilçesinden adını alan “Boğaz” çıkış olarak köyümüzde son bulmaktadır. Demir köprüden sonra, çiftlik dediğimiz mevkiiye gelinir. Burada ekime el verişli topraklarımız vardır. Gelişmeyle paralel olarak köyümüzden yer alarak yerleşenler bulunmaktadır. Bunlardan biri ailece yer alıp yerleşen, hayvan sever kişiliği ile tanınan “Köpek Çiftliği” sahibi komşumuzdur. Bu çiftlik çeşitli ırklara ait köpeklerle birlikte sokak köpeklerine de  ev sahipliği yapmaktadır. Köy’e yaklaşırken Kırmalık Mahallemize çıkan yolda tabelayı görünce saparsınız, geriye dönmenize gerek kalmaz. Bu mahallenin adı, ilk kuruluş sırasında ormanlık alanın kırılarak açılmasından gelmekte olduğu rivayet edilmektedir. Kırmalık mahallesinde bugün 18 hane bulunmaktadır. Sakarya nehri kıyısına parallel uzanan tarlalarımız, açılan kum ocaklarının su seviyesini düşürmesi ve tarlalarımızın verimsizleşmesi neticesinde verimli tarım yapılamaması bu arazilerde insanlarımızı konut inşaatlarına yöneltmiştir. Sonra tavuk çiftlikleri başlar. Tek katlı uzun yapılar kendilerini göstermektedir. Aynı zamanda köyün merkezinede yaklaştığınızın habercisidir bu yapılar. Eskiden “germe” diye bilinen küçük derenin üzerinden geçtiğinizde köye girmişsiniz demektir. “Germe” eskiden hayvanların çiflik mevkiine geçip ekili alanlara zarar vermemesi için yapılmış ve gelip geçenlerin açıp kapattıkları ve sürakli kapalı tutulduğu bir köy kapısı idi. “Germe” den sonra hemen yukarı sapıldığında bir başka haneler topluluğuna ulaşılır. Yol ileride biter. Oradaki sakinlerimizle tanıştıktan sonra geri döner ve yolunuza, köy merkezine doğru devam edersiniz. Bakkalımızın önünden geçtikten sonra merkez kabul ettiğimiz Boğazköy Camii’nin bulunduğu meydana gelirsiniz. Camii avlusunda köyümüz kurucusu ve bir zamanlar adını verdiği Şahan bey ve aile fertlerinden bazılarının kabirleri ve eski mezar taşlarını görürsünüz. Meydan dan yukarı, köyümüz su deposuna doğru uzanan yol üzerinde pek çok hane vardır. Haneler kimi eski, kimi yeni modern görünüşlüdür ama eskiye oranla içlerinde sürekli yaşayanlar azalmıştır. Haftasonları, tatil zamanları ve yaz aylarında şenlenirler genelde.  Su deposundan devam eden ham yol kömürlük mevkiine kadar gider, mezarığın yanından Kışlaçay yoluna bağlanır. Ormana sıfır bu yoldan Sakarya ovasının muhteşem görüntüsünü anlatmak kelimelere sığmaz. Köy meydanından Kışlaçay istikametinde yolumuza devam ettiğimizde, solunuzda köyümüz muhtarlığı ve boğazköy spor klübünün binasının bulunduğu alanı görürsünüz. Bu meydanda bir zamanlar köyümüzün ilk camii, köy odası, imam evi, okulu ve fırını varmış. Bu arazinin Sakarya nehrine kıyısı olması izleyenlere güzel panaromalar sunar. Şimdilerde kum ocaklarının meydana getirdiği havuzlar Sakaryanın genişlemesine neden olmuştur.doğal görüntüsünden uzaklaşan panaromamız farklı görseller sunmaktadır. Kömürlük mevkiine kadar yolun sağına soluna serpiştirilmiş evler merkez mahallemizin uzandığı uç noktadır. Günümüzde merkez mahallemizde 47 hane mevcuttur. Köyümüz çıkışında son yerleşke Osman Bey’in çiftliğidir. Sonrasında Kışlaçay ile sınırımızı oluşturan Oluk dere gelmektedir. Ihlamur ağaçlarının çiçeklendiği zamana köyümüz mis gibi ıhlamur kokar. Sırtımızı yasladığımız dağdan gelen bol oksijenli hava ciğerlerimizi doldurur. Yeşilin onlarca çeşidini görürsünüz. Otsu bitkilerin yerden fışkırdığı bir tabiata sahiptir köyümüz. Renk renk çiçekler cok keyifli görseller sunar ayrı ayrı her kıvrımında yolun. Geceleri kuş sesinden uyuyamayabilirsiniz. Çok çeşitli kuşlar, sincaplar oynaşır durur ağaçlarda. Köy kahvesinin arkasındaki yola inerseniz Sakarya ırmağı ile hemen hemen aynı seviyede olursunuz. Cevizlik mevkiine, oradanda kum ocakları arasından ana yola ve diğer köylere de ulaşabilirsiniz. Olta balıkçılarının vazgeçilmez mekanlarından biridir Sakarya sahillerimiz. Kömürlük mevkiinin altına düşen yerde depremlar sonucu yeryüzüne çıkan kükürtlü suyumuz şifalı olarak Kabul edilir ve pekçok insanın bu sudan ve çamurundan yararlanmak üzere köyümüze geldiği gözlenmektedir. Özellikle yaz aylarında köy nüfusu çoğalır. Yöresel yemeklerimizin bir çeşidine rastlamamanız imkansızdır. Kömürlük mevkiinde köy mezarlığnın geçince orman içine doğru tırmanan ham orman yolu trakingçiler için çok güzel bir parkur sunar. Ayıoynak’tan boğaza doğru giden patikalar kısa bir parkur oluşturur. Boğaz çıkışnı tepeden seyretmenin güzelliği ancak görüldüğünde anlaşılır. Diğer uzun parkur ise maksudiye şelalesine kadar uzanabilmektedir. Baharda çiçeklerle bezenir köyümüz. Çeşitli meyve ağaçları birbiri ardına sonu gelmez bir resital gibi güzelliklere güzellik katar. Kışı ayrı güzeldir. Hele birde kar yağdığında. Orman yapraklarını dökmüş ve karla buluşmuş orman örtüsü ile muhteşem görünür. Hiç erimesin diye aklınızdan geçer. Hele fotoğraf meraklılarının zaman zaman köyümüze yaptığı gezilere denk gelirseniz ne demek istediğimizi daha da iyi anlarsınız. Dünyanın her yeri gibi köyümüzde bir kanser gibi etrafını tahrip eden etkenlerden, doğal ve insane eliyle yapılan çevre felaketinden nasibini alacaktır. Yok olmadan sizlerde bu doğa güzeli köyümüzü görün… Köyümüz Orman köyüdür. Köyümüzün geçmiş dönemlerde en önemli geçim kaynağı ipek böceği yetiştiriciliği idi. Kiraz, elma, ceviz, buğday, arpa, mısır, fındık tarımı ek olarak hem pazar için hem zati ihtiyaç için üretilirdi. Hemen her hanede böçeklik bulunurdu. Baharın gelmesiyle dut ağaçlarının bol sürgün verdiği dönemler ipek böcekçilerinin hummalı  çalışma zamanlarıydı. Orman işletmesinden alınan kesimler, dağlarımızdaki ıhlamur ve kestane  ağaçları önemli bir geçim kaynağıydı. Köy halkı ıhlamur çiçeği ve kestane toplayıp satarak aile bütçelerine katkı yapmaktaydılar. Köyümiz gençleri  okuyup meslek sahibi oldukça, yada köy dışında iş imkanı arayışına girdikçe tarım arazileri ve kurulu bahçeler ilgisiz kalmaya başladı. Üreten bir yapıdan tüketen bir yapıya  yönelmiştir. Giderek dışa bağımlı hale gelmiştir. Yurdun ve dünyanın çeşitli yerlerine iş için giden pek çok insanımız vardır. Kazandıklarını kendi geçimlerinde harcamaktadırlar. Ancak tam olarak köyünden kopan hemen hiç kimse yoktur. Dışarda yaşayıp belirli bir ekonomik yapıya ulaşan ve özellikle emekli olduktan sonra köyüne geri gelip yerleşen ve modern konutlar yaptıranların sayısıda azımsanmayacak kadardır. Bu kişiler ata topraklarına bakmaya başlamışlar ve canlandırmaya çalışmaktadırlar. Çeşitli tarımsal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Özellikle çeşitli fidan dikimi ağarlıktadır. Buda ileride köyümüzün daha ağaçlıklı ve bol meyve üreten bir yer haline geleceğinin  belirtesidir. Günümüzde  tarıma bağlı olarak yaşayan aileler içinde genç nufus çok azdır. Genelde tarım ve hayvancılık ağarlıklı uğraşı dalıdır. 12 hane büyükbaş hayvancılık yapmaktadır. Bunlardan iki tanesi orta ölçekli diğerleri çok küçük ölçeklidir. Fındık, mısır, yulaf, yonca, ziraatinin yanında, ceviz yetiştiriçiliği hareketlenen alanlardan biridir. Köyümüzde inşaat işleri ile uğraşan 5-6 kişi vardır. Fındık bahçelerinin tımarında yövmiyeli çalışanlarımız ile ücret karşılığı fındık toplama işinde çalışacak kadar gücü kuvveti yerinde olanlar aile bütçelerine katkıda bulunma çabası içindedirle. Köyümüze dışardan gelerek çiftlik tarzı işletme kuran ve hobi anlamında ev yapan kişilerin çiftliklerinde yine dışardan gelen ücretli çalışanlarmız vardır. Bu işletme kişilerin köy ekonomisine herhangi bir katkısı olmamaktadır. Köyümüz halkına doğrudan ekonomik katkı sağlayan tek işletme uzun süredir faaliyet gösteren yumurta çiftliğidir. Yedi haneden, beşi bayan dokuz kişiye iş imkanı sağlamaktadır. Köyümüzde faal olarak bulunan bir hızar atölyeside mevcutur. Önceleri köyümüzün iki kahvehanesi vardı. Şimdi ise kahvehane tektir. Köydeki para döngüsü iki kıraathaneyi taşımamıştır. Burası köy halkının buluşma noktasıdır aynı zamanda. Bir tane de bakkal bulunmaktadır. Köy halkının önemli kısmı kendi yaş sebzesini yetiştirmektedir. Perşembe günleri Pazar ihtiyaçlarını karşılamak için bağlı oldukları ilçeye (Geyve) gitmektedirler. Bu işi komşumuz Kışlaçay ve Boğazköy’ün sakinlerini topluca Geyve’ye götüren taşıt münavebeli olarak sağlamaktadır. Bunun dışında köyümüze ulaşımı sağlayan toplu taşımacılık hizmeti henüz gelmemiştir. Herhangi bir iş için köy dışına çıkmak isteyenler, yaz-kış, yagmur-kar demeden ana yola 3 km lik mesafeyi yürüyerek, taksi çağıarak, yada otostop yaparak kat etmek zorundadırlar. Hayvancılık yapan aileler içinde çiftlik işletmeciliği yapan iki ailenin dışındakilerin üretimleri genellikle hane ihtiyacı için kullanılmaktadır. Üretim düşmüştür. Hane ihtiyacından artan miktar köyün diğer hanelerinin ihtiyaçlarına yada süt toplayıcılarına satılmaktadır. Tonajlı fındık üreten hane sayısıda bir kaçtanedir. Sanaiye yönelik mısır üretimi yerini hayvan yemi amaçlı slaj ekimine bırakmıştır. Köyümüzün zirai çalışmalara elverişli toprakları çiftlik mevkiinde bulunmaktadır. Ovanın bir zamanlar verimli toprakları, Sakarya nehri boyunca açılan kum ocakları faaliyetleri neticesinde su seviyesinin 8-10 m. kadar düşmesine, taban suyunun çekilmesine sebep olmuş, bunun sonucu olarak verimsizleşmiştir. İklimsel değişikliğinin sebep olduğu kuraklığında eklenmesiyle Sakarya nehrinden su pompalayarak ürün alınmasına çalışılmaktadır. Maddi güç olarak sulama imkanına sahip bir kaç hanenin dışında bu imkandan yararlanan başka hane yoktur. Gelir düzeyi düşük olan yer sahibi köylülerin bu topraklarını verimi işletememeleri yetersiz maddi güç ve küçük alanlarda yüksek maliyetler nedeniyle, gelirinin daha da düşmesine neden olmaktadır. Ürünlerin para etmeyişide küçük üretici olan köy halkının topraktan kopmalarına, gurbette iş aramaya yönlendirmiştir. Tüm bu faaliyetlere karşı köyümüz halkının geliri birkaç hane dışında çok düşüktür ve köy dışına bağımlıdır.kopruyuunuttular1 kopruyuunuttular2 kopruyuunuttular3 kopruyuunuttular4 kopruyuunuttular5 kopruyuunuttular6 kopruyuunuttular7 kopruyuunuttular8 Geyve Boğazköy Ağlıyor… Sakarya ili Geyve boğazının kuzey girişinde bulunan ve doğal güzelliği ile adından söz ettiren Boğazköy Köyü son zamanlardaki Hes ve Kum ocağı çalışmaları ile adeta ağlıyor. Köylülerin tepki göstermesine rağmen bir sonuç alınamayan bölgedeki çalışmalar sonucunda Boğazköy’ün eski görüntüsünden eser kalmadı. Geyve ilçesi Boğazköy Köyünde bulunan kum ocaklarından kum çıkarmak için Sakarya Nehrine yapılan hunharca saldırı sonrası BOĞAZKÖY toprakları adeta çökerek tarım arazileri yok oluyor. Boğazköy sakinleri Köyümüz yerlesim bölgesi ve etrafında bulunan kum ocaklarına her ne kadar tepki göstermeğe çalıştıysak da muvaffak olamadık, dedi Köy’ün Mezarı Oldu. Kum ocakları netice itibarı ile köyümüz ve köylümüzün mezarı oldu. Mezar’dan bahsedince hemen ölmek gerekmez, bazı komşularımız arazilerinden ürün olarak faydalanamadıkları için arazilerini de kumculara satmak zorunda kaldılar, ama paralarının ne kadarını alabildiler oda bilinmez. Hes Ayrı Bir Dert Bu olayı atlatamadan köyümüze bir hidro elektrik santral olayı geldi. 20 dönüm civarında bir kamulaşma olayı gerçekleştirildi, devlet dönümüne onbeş bin TL. gibi bir rakamla yerleri satın aldı ve o zaman taklalar attık. Arazisinin tamamını satanlar rahatladıklarını sandılar arazilerinin bir kısmını satanlarda şükrettiler . Nehir seviyesi 15-20 Mt. Düştü. Ama bu gün Sakarya yatağı ova seviyesinden o kadar aşağıya düştü ki daha ne kadar düşeceği de belli değil, şimdi tarım arazilerimizin geri kalan yani kamulaştırılmayan yaklaşık 700 ( yedi yüz ) dönüm kadar kısmı dip suyunun 15- 20 metre kadar derinlere çekilmesinden sonra yıllık üretilen tarım mahsüllerini bırakın bu gün ağaç bile yetişmemektedir. Köy Sakinlerin:köyümüz ovası tarım arazisinde yeri olan her arkadaşımız tapu fotokopilerini çıkartıp ses getirebilecek bir avukat’a vekalet verip mahkeme davası açmak için girişimler de bulunuyoruz. Boğazköy Dedelerimizin Emaneti Bizim arazilerimiz günümüze dedelerimizden gelmiş ve torunlarımıza kadar gidecektir diyen Ömür; Arazinin bu günkü değeri ile hesaplamayıp nesilden nesile devrederken alınabilecek tüm mahsüllerin gündeme getirilmesini hesaba katmak gerektiğini belirterek, eğer adalet varsa bu davayı BOĞAZKÖY’lümüzün kazanacağını düşünüyorum, dedi. Ocağı Sıkıntısı Geyve Boğazının güzelliği dillere destan Köyü olan Boğazköyü’nde Taş Ocağı açılacak duyumları köylüleri hareketlendirdi. Boğazköy sakinlerinden alınan bilgiler doğrultusunda Köyümüze sahip çıkmanın zamanıdır. Edinilen bilgilere göre, Köyümüzün üst kısmında aşağıdaki haritalarda işaretli bölgede taş ocağı açılacak. Ruhsat sahibinin Ankaradan bir iş adamı olduğu bilgisi var elimizde. İki aydır köyümüze gelip gittiği öğrenildi. Ruhsat alanı Boğazköy toplam alanına eşit bir büyüklük hemen hemen. Haritalarda işaretli bölgeden yola Boğazköy – Doğançay yoluna inmek için tarlalardan geçiş yolu aramakta olduğu bilgisi de kulağımıza ulaşan haberlerden. Maden Ruhsatı Verilmiş.. 2A alanı olarak belirlenen doğa parçasına, Madenişleri Genel Müdürlüğü Tarafından “maden arama ruhsatı” verilmiş. Bu alanda çalışma ruhsatı da alındığı taktirde geri dönüşü olmayan bir yola girilecektir. Geri dönüşü olmayan yol Taş ocağı açıldığı taktirde; Elimizde kalan son doğa güzelliği ve yaban hayat telafisi imkansız büyük zarar görecek. Köy taş tozu altında kalacak. Astım hastalıkları görülmeye başlanacak ve artarak da hastalık gelişecek. agır taşıtlar trafik sorunu yaratacak. Akasya, Kestane ve Ihlamur ormanlarımız toz tabakasıyla kaplanacak. verimleri düşecek ve kurumalarına neden olacak. Zaman içinde yok olacak. Hayvan otlatmayı köylü kendi tarlarında yapsada tozdan etkilenmiş otları hayvanlarına yedirmek zorunda kalacaklar. Yaban hayatı ve doğal flora yok olacaktır Bölgemiz Türkiye coğrafyasında flora çeşitliliği bakımından sayılı yerlerden bir bölgedir. Bu nedenlede köyümüz dahil olmak üzere bölgemizde arıcılık faaliyetleri yürütülmektedir. Arı kolonilerinin devamı ve organik ölçülerde bal üretimi açılacak taş ocağı ile yok olacaktır. Gezici arıcılarda binlerce koloniyi bölgemizde konaklatmaktadırlar. Bundan sonra faaliyetlerini sürdüremeyecekler. Hayvancılık, arıcılık ve tarım ürünleri ile geçimlerini sağlayan halk gittikçe verimsizleşecek bu topraklarda yaşayamaz hale geleceklerdir. Su kaynaklarımız da etkilenecek, doğal yapı bozulduğu için su kaynakları kuruma tehdidi ile karşı karşıya kalacaktır. Kimyasal Atık tehlikesi Çalışmalarda kullanılacak makinelerin kimyasal atıklarıda sularımızın kirlenmesine neden olacaktır. Böyle bir taş ocağının varlığı köyümüzdeki ve civar köylerdeki arazi fiyatlarınıda olumsuz yönde etkileyecek, bu coğrafyada yerleşmek, mülk edinmek isteyenleride uzaklaştıracaktır. Dinamit atışları yaban hayatın tamamını olumsuz etkileyecek, meydana gelen sarsıntılar etkili olacak ve gürültü kirliliğine yol açacak. Yıllarca kum ocaklarından çeken yöre halkımız şimdide taş ocağından mağdur olacaklar. Doğamızla gururlanıp her fırsatta gelen köy dışında yaşayan ve köyde yaşayan tüm halkımızın bu duruma karşı birlik olması gerekmektedir. Hiç olmazsa buralar bozulmadan gelin köyünüzün bu doğasını fotoğraflayın, soluyun ve içinize sindirin. Bundan sonra göremeyeceksiniz ve torunlarınıza karşı başınız önünüzde olacaktır.

Boğazköyün elinden Huzurlarını aldılar
Seçim  Öncesi Köprü yapacağız  diye  vaatler  Rafa  kalkınca Bogazköy halkı  ayaklandı. Karaçam Köyü Kestanelik  mevkiinden  yapılacak  Köprünün  bir an  önce  yapılmasını  istiyorlar. Bogazköy’ün Huzuru HES’lerin yapılmaya  başlamasıyla  bozulmaya  başladı.Huzurun  adresi olan Bogazköy  halkının  huzurunu kaçıran  ne  varsa  oluşmaya  başlamış,birileri  Bogazköy’ün  huzurlu olmasını kıskanmış olacak  Şimdi   sadece  Oy  ver yeter  diyorlar.Ancak Bogazköy  halkı  Huzurlarını  geri istiyorlar. HES,Kum Ocakları,Taş Ocakları,Hızlı Tren   Huzurlarını Kaçırmış, 125 yıl  önce  bu huzurlu insanları  düşünerek HAYDARPAŞA-Eskişehir  Demir Yolunun  Sakarya  Nehri  üzerinden  geçen  Köprüye  ilave  yaparak  Bu  Huzurlu insanlara  her  türlü  kolaylığı  tanınmışken   şimdi  zulum,eziyet,huzursuzluk  ortamı  sağlanmış.HES  şantiyesi Tüm  güzellikleri almış  götürmüş,Hızlı Tren geçecek  diye  geçişler  kapanmış, Yöredeki  Yaban  hayatı ile  insan  hayatını  sonlandıran  her  türlü  çalışma  hızla  devam ediyor.İşte  Geyve’nin  en  uzak  köyü  Bogazköy’ü kendilerinden  dinleyelim. Rüzgarın zaman zaman sert, kimi zaman meltemsi esintisi, sallanan yapraklar, yazın verdiği serinlik kışın verdiği üşüme hissi hafif bir ürperti. Köyümüzün olmazsa olmazlarındandır.bogazdabirkoyvar2karacambogazdayolyok1bogazdabirkoyvar1 Bu  Fotoğrafı  Yan  koymak  zornda  kaldık  düzden anlamayanlar  yandan  anlar diye Bogazköy; Sakarya ili sınırları içerisinde Geyve ilçsine bağlı küçük bir köydür. Bilecik – Eskişehir karayolu üzerinde Doğançay sapağından girince 4 km gitmeniz gereken, orman ile insanların ve diğer canlıların kaynaştığı bir ortamdadır. Karşıdan bakıldığında, mevsim yaz ise yapraklardan pek birşey gözükmez. Yeşil içinde koybolur herşey. Yolumuz, Doğançay’dan başlayıp, demirköprüyü de içine alarak kimi zaman Sakarya nehrine nispet yaparcasına kıvrılarak devam etmektedir. Bir tarafında Doğançay köyü, öbür tarafında Kışlaçay (Yeniköy) sınır komşusudur. Konumunun verdiği iklimsel özelliklerinin başında bol rüzgarlı olması vardır. Geyve ilçesinden adını alan “Boğaz” çıkış olarak köyümüzde son bulmaktadır. Demir köprüden sonra, çiftlik dediğimiz mevkiiye gelinir. Burada ekime el verişli topraklarımız vardır. Gelişmeyle paralel olarak köyümüzden yer alarak yerleşenler bulunmaktadır. Bunlardan biri ailece yer alıp yerleşen, hayvan sever kişiliği ile tanınan “Köpek Çiftliği” sahibi komşumuzdur. Bu çiftlik çeşitli ırklara ait köpeklerle birlikte sokak köpeklerine de  ev sahipliği yapmaktadır. Köy’e yaklaşırken Kırmalık Mahallemize çıkan yolda tabelayı görünce saparsınız, geriye dönmenize gerek kalmaz. Bu mahallenin adı, ilk kuruluş sırasında ormanlık alanın kırılarak açılmasından gelmekte olduğu rivayet edilmektedir. Kırmalık mahallesinde bugün 18 hane bulunmaktadır. Sakarya nehri kıyısına parallel uzanan tarlalarımız, açılan kum ocaklarının su seviyesini düşürmesi ve tarlalarımızın verimsizleşmesi neticesinde verimli tarım yapılamaması bu arazilerde insanlarımızı konut inşaatlarına yöneltmiştir. Sonra tavuk çiftlikleri başlar. Tek katlı uzun yapılar kendilerini göstermektedir. Aynı zamanda köyün merkezinede yaklaştığınızın habercisidir bu yapılar. Eskiden “germe” diye bilinen küçük derenin üzerinden geçtiğinizde köye girmişsiniz demektir. “Germe” eskiden hayvanların çiflik mevkiine geçip ekili alanlara zarar vermemesi için yapılmış ve gelip geçenlerin açıp kapattıkları ve sürakli kapalı tutulduğu bir köy kapısı idi. “Germe” den sonra hemen yukarı sapıldığında bir başka haneler topluluğuna ulaşılır. Yol ileride biter. Oradaki sakinlerimizle tanıştıktan sonra geri döner ve yolunuza, köy merkezine doğru devam edersiniz. Bakkalımızın önünden geçtikten sonra merkez kabul ettiğimiz Boğazköy Camii’nin bulunduğu meydana gelirsiniz. Camii avlusunda köyümüz kurucusu ve bir zamanlar adını verdiği Şahan bey ve aile fertlerinden bazılarının kabirleri ve eski mezar taşlarını görürsünüz. Meydan dan yukarı, köyümüz su deposuna doğru uzanan yol üzerinde pek çok hane vardır. Haneler kimi eski, kimi yeni modern görünüşlüdür ama eskiye oranla içlerinde sürekli yaşayanlar azalmıştır. Haftasonları, tatil zamanları ve yaz aylarında şenlenirler genelde.  Su deposundan devam eden ham yol kömürlük mevkiine kadar gider, mezarığın yanından Kışlaçay yoluna bağlanır. Ormana sıfır bu yoldan Sakarya ovasının muhteşem görüntüsünü anlatmak kelimelere sığmaz. Köy meydanından Kışlaçay istikametinde yolumuza devam ettiğimizde, solunuzda köyümüz muhtarlığı ve boğazköy spor klübünün binasının bulunduğu alanı görürsünüz. Bu meydanda bir zamanlar köyümüzün ilk camii, köy odası, imam evi, okulu ve fırını varmış. Bu arazinin Sakarya nehrine kıyısı olması izleyenlere güzel panaromalar sunar. Şimdilerde kum ocaklarının meydana getirdiği havuzlar Sakaryanın genişlemesine neden olmuştur.doğal görüntüsünden uzaklaşan panaromamız farklı görseller sunmaktadır. Kömürlük mevkiine kadar yolun sağına soluna serpiştirilmiş evler merkez mahallemizin uzandığı uç noktadır. Günümüzde merkez mahallemizde 47 hane mevcuttur. Köyümüz çıkışında son yerleşke Osman Bey’in çiftliğidir. Sonrasında Kışlaçay ile sınırımızı oluşturan Oluk dere gelmektedir. Ihlamur ağaçlarının çiçeklendiği zamana köyümüz mis gibi ıhlamur kokar. Sırtımızı yasladığımız dağdan gelen bol oksijenli hava ciğerlerimizi doldurur. Yeşilin onlarca çeşidini görürsünüz. Otsu bitkilerin yerden fışkırdığı bir tabiata sahiptir köyümüz. Renk renk çiçekler cok keyifli görseller sunar ayrı ayrı her kıvrımında yolun. Geceleri kuş sesinden uyuyamayabilirsiniz. Çok çeşitli kuşlar, sincaplar oynaşır durur ağaçlarda. Köy kahvesinin arkasındaki yola inerseniz Sakarya ırmağı ile hemen hemen aynı seviyede olursunuz. Cevizlik mevkiine, oradanda kum ocakları arasından ana yola ve diğer köylere de ulaşabilirsiniz. Olta balıkçılarının vazgeçilmez mekanlarından biridir Sakarya sahillerimiz. Kömürlük mevkiinin altına düşen yerde depremlar sonucu yeryüzüne çıkan kükürtlü suyumuz şifalı olarak Kabul edilir ve pekçok insanın bu sudan ve çamurundan yararlanmak üzere köyümüze geldiği gözlenmektedir. Özellikle yaz aylarında köy nüfusu çoğalır. Yöresel yemeklerimizin bir çeşidine rastlamamanız imkansızdır. Kömürlük mevkiinde köy mezarlığnın geçince orman içine doğru tırmanan ham orman yolu trakingçiler için çok güzel bir parkur sunar. Ayıoynak’tan boğaza doğru giden patikalar kısa bir parkur oluşturur. Boğaz çıkışnı tepeden seyretmenin güzelliği ancak görüldüğünde anlaşılır. Diğer uzun parkur ise maksudiye şelalesine kadar uzanabilmektedir. Baharda çiçeklerle bezenir köyümüz. Çeşitli meyve ağaçları birbiri ardına sonu gelmez bir resital gibi güzelliklere güzellik katar. Kışı ayrı güzeldir. Hele birde kar yağdığında. Orman yapraklarını dökmüş ve karla buluşmuş orman örtüsü ile muhteşem görünür. Hiç erimesin diye aklınızdan geçer. Hele fotoğraf meraklılarının zaman zaman köyümüze yaptığı gezilere denk gelirseniz ne demek istediğimizi daha da iyi anlarsınız. Dünyanın her yeri gibi köyümüzde bir kanser gibi etrafını tahrip eden etkenlerden, doğal ve insane eliyle yapılan çevre felaketinden nasibini alacaktır. Yok olmadan sizlerde bu doğa güzeli köyümüzü görün… Köyümüz Orman köyüdür. Köyümüzün geçmiş dönemlerde en önemli geçim kaynağı ipek böceği yetiştiriciliği idi. Kiraz, elma, ceviz, buğday, arpa, mısır, fındık tarımı ek olarak hem pazar için hem zati ihtiyaç için üretilirdi. Hemen her hanede böçeklik bulunurdu. Baharın gelmesiyle dut ağaçlarının bol sürgün verdiği dönemler ipek böcekçilerinin hummalı  çalışma zamanlarıydı. Orman işletmesinden alınan kesimler, dağlarımızdaki ıhlamur ve kestane  ağaçları önemli bir geçim kaynağıydı. Köy halkı ıhlamur çiçeği ve kestane toplayıp satarak aile bütçelerine katkı yapmaktaydılar. Köyümiz gençleri  okuyup meslek sahibi oldukça, yada köy dışında iş imkanı arayışına girdikçe tarım arazileri ve kurulu bahçeler ilgisiz kalmaya başladı. Üreten bir yapıdan tüketen bir yapıya  yönelmiştir. Giderek dışa bağımlı hale gelmiştir. Yurdun ve dünyanın çeşitli yerlerine iş için giden pek çok insanımız vardır. Kazandıklarını kendi geçimlerinde harcamaktadırlar. Ancak tam olarak köyünden kopan hemen hiç kimse yoktur. Dışarda yaşayıp belirli bir ekonomik yapıya ulaşan ve özellikle emekli olduktan sonra köyüne geri gelip yerleşen ve modern konutlar yaptıranların sayısıda azımsanmayacak kadardır. Bu kişiler ata topraklarına bakmaya başlamışlar ve canlandırmaya çalışmaktadırlar. Çeşitli tarımsal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Özellikle çeşitli fidan dikimi ağarlıktadır. Buda ileride köyümüzün daha ağaçlıklı ve bol meyve üreten bir yer haline geleceğinin  belirtesidir. Günümüzde  tarıma bağlı olarak yaşayan aileler içinde genç nufus çok azdır. Genelde tarım ve hayvancılık ağarlıklı uğraşı dalıdır. 12 hane büyükbaş hayvancılık yapmaktadır. Bunlardan iki tanesi orta ölçekli diğerleri çok küçük ölçeklidir. Fındık, mısır, yulaf, yonca, ziraatinin yanında, ceviz yetiştiriçiliği hareketlenen alanlardan biridir. Köyümüzde inşaat işleri ile uğraşan 5-6 kişi vardır. Fındık bahçelerinin tımarında yövmiyeli çalışanlarımız ile ücret karşılığı fındık toplama işinde çalışacak kadar gücü kuvveti yerinde olanlar aile bütçelerine katkıda bulunma çabası içindedirle. Köyümüze dışardan gelerek çiftlik tarzı işletme kuran ve hobi anlamında ev yapan kişilerin çiftliklerinde yine dışardan gelen ücretli çalışanlarmız vardır. Bu işletme kişilerin köy ekonomisine herhangi bir katkısı olmamaktadır. Köyümüz halkına doğrudan ekonomik katkı sağlayan tek işletme uzun süredir faaliyet gösteren yumurta çiftliğidir. Yedi haneden, beşi bayan dokuz kişiye iş imkanı sağlamaktadır. Köyümüzde faal olarak bulunan bir hızar atölyeside mevcutur. Önceleri köyümüzün iki kahvehanesi vardı. Şimdi ise kahvehane tektir. Köydeki para döngüsü iki kıraathaneyi taşımamıştır. Burası köy halkının buluşma noktasıdır aynı zamanda. Bir tane de bakkal bulunmaktadır. Köy halkının önemli kısmı kendi yaş sebzesini yetiştirmektedir. Perşembe günleri Pazar ihtiyaçlarını karşılamak için bağlı oldukları ilçeye (Geyve) gitmektedirler. Bu işi komşumuz Kışlaçay ve Boğazköy’ün sakinlerini topluca Geyve’ye götüren taşıt münavebeli olarak sağlamaktadır. Bunun dışında köyümüze ulaşımı sağlayan toplu taşımacılık hizmeti henüz gelmemiştir. Herhangi bir iş için köy dışına çıkmak isteyenler, yaz-kış, yagmur-kar demeden ana yola 3 km lik mesafeyi yürüyerek, taksi çağıarak, yada otostop yaparak kat etmek zorundadırlar. Hayvancılık yapan aileler içinde çiftlik işletmeciliği yapan iki ailenin dışındakilerin üretimleri genellikle hane ihtiyacı için kullanılmaktadır. Üretim düşmüştür. Hane ihtiyacından artan miktar köyün diğer hanelerinin ihtiyaçlarına yada süt toplayıcılarına satılmaktadır. Tonajlı fındık üreten hane sayısıda bir kaçtanedir. Sanaiye yönelik mısır üretimi yerini hayvan yemi amaçlı slaj ekimine bırakmıştır. Köyümüzün zirai çalışmalara elverişli toprakları çiftlik mevkiinde bulunmaktadır. Ovanın bir zamanlar verimli toprakları, Sakarya nehri boyunca açılan kum ocakları faaliyetleri neticesinde su seviyesinin 8-10 m. kadar düşmesine, taban suyunun çekilmesine sebep olmuş, bunun sonucu olarak verimsizleşmiştir. İklimsel değişikliğinin sebep olduğu kuraklığında eklenmesiyle Sakarya nehrinden su pompalayarak ürün alınmasına çalışılmaktadır. Maddi güç olarak sulama imkanına sahip bir kaç hanenin dışında bu imkandan yararlanan başka hane yoktur. Gelir düzeyi düşük olan yer sahibi köylülerin bu topraklarını verimi işletememeleri yetersiz maddi güç ve küçük alanlarda yüksek maliyetler nedeniyle, gelirinin daha da düşmesine neden olmaktadır. Ürünlerin para etmeyişide küçük üretici olan köy halkının topraktan kopmalarına, gurbette iş aramaya yönlendirmiştir. Tüm bu faaliyetlere karşı köyümüz halkının geliri birkaç hane dışında çok düşüktür ve köy dışına bağımlıdır.kopruyuunuttular1 kopruyuunuttular2 kopruyuunuttular3 kopruyuunuttular4 kopruyuunuttular5 kopruyuunuttular6 kopruyuunuttular7 kopruyuunuttular8 Geyve Boğazköy Ağlıyor… Sakarya ili Geyve boğazının kuzey girişinde bulunan ve doğal güzelliği ile adından söz ettiren Boğazköy Köyü son zamanlardaki Hes ve Kum ocağı çalışmaları ile adeta ağlıyor. Köylülerin tepki göstermesine rağmen bir sonuç alınamayan bölgedeki çalışmalar sonucunda Boğazköy’ün eski görüntüsünden eser kalmadı. Geyve ilçesi Boğazköy Köyünde bulunan kum ocaklarından kum çıkarmak için Sakarya Nehrine yapılan hunharca saldırı sonrası BOĞAZKÖY toprakları adeta çökerek tarım arazileri yok oluyor. Boğazköy sakinleri Köyümüz yerlesim bölgesi ve etrafında bulunan kum ocaklarına her ne kadar tepki göstermeğe çalıştıysak da muvaffak olamadık, dedi Köy’ün Mezarı Oldu. Kum ocakları netice itibarı ile köyümüz ve köylümüzün mezarı oldu. Mezar’dan bahsedince hemen ölmek gerekmez, bazı komşularımız arazilerinden ürün olarak faydalanamadıkları için arazilerini de kumculara satmak zorunda kaldılar, ama paralarının ne kadarını alabildiler oda bilinmez. Hes Ayrı Bir Dert Bu olayı atlatamadan köyümüze bir hidro elektrik santral olayı geldi. 20 dönüm civarında bir kamulaşma olayı gerçekleştirildi, devlet dönümüne onbeş bin TL. gibi bir rakamla yerleri satın aldı ve o zaman taklalar attık. Arazisinin tamamını satanlar rahatladıklarını sandılar arazilerinin bir kısmını satanlarda şükrettiler . Nehir seviyesi 15-20 Mt. Düştü. Ama bu gün Sakarya yatağı ova seviyesinden o kadar aşağıya düştü ki daha ne kadar düşeceği de belli değil, şimdi tarım arazilerimizin geri kalan yani kamulaştırılmayan yaklaşık 700 ( yedi yüz ) dönüm kadar kısmı dip suyunun 15- 20 metre kadar derinlere çekilmesinden sonra yıllık üretilen tarım mahsüllerini bırakın bu gün ağaç bile yetişmemektedir. Köy Sakinlerin:köyümüz ovası tarım arazisinde yeri olan her arkadaşımız tapu fotokopilerini çıkartıp ses getirebilecek bir avukat’a vekalet verip mahkeme davası açmak için girişimler de bulunuyoruz. Boğazköy Dedelerimizin Emaneti Bizim arazilerimiz günümüze dedelerimizden gelmiş ve torunlarımıza kadar gidecektir diyen Ömür; Arazinin bu günkü değeri ile hesaplamayıp nesilden nesile devrederken alınabilecek tüm mahsüllerin gündeme getirilmesini hesaba katmak gerektiğini belirterek, eğer adalet varsa bu davayı BOĞAZKÖY’lümüzün kazanacağını düşünüyorum, dedi. Ocağı Sıkıntısı Geyve Boğazının güzelliği dillere destan Köyü olan Boğazköyü’nde Taş Ocağı açılacak duyumları köylüleri hareketlendirdi. Boğazköy sakinlerinden alınan bilgiler doğrultusunda Köyümüze sahip çıkmanın zamanıdır. Edinilen bilgilere göre, Köyümüzün üst kısmında aşağıdaki haritalarda işaretli bölgede taş ocağı açılacak. Ruhsat sahibinin Ankaradan bir iş adamı olduğu bilgisi var elimizde. İki aydır köyümüze gelip gittiği öğrenildi. Ruhsat alanı Boğazköy toplam alanına eşit bir büyüklük hemen hemen. Haritalarda işaretli bölgeden yola Boğazköy – Doğançay yoluna inmek için tarlalardan geçiş yolu aramakta olduğu bilgisi de kulağımıza ulaşan haberlerden. Maden Ruhsatı Verilmiş.. 2A alanı olarak belirlenen doğa parçasına, Madenişleri Genel Müdürlüğü Tarafından “maden arama ruhsatı” verilmiş. Bu alanda çalışma ruhsatı da alındığı taktirde geri dönüşü olmayan bir yola girilecektir. Geri dönüşü olmayan yol Taş ocağı açıldığı taktirde; Elimizde kalan son doğa güzelliği ve yaban hayat telafisi imkansız büyük zarar görecek. Köy taş tozu altında kalacak. Astım hastalıkları görülmeye başlanacak ve artarak da hastalık gelişecek. agır taşıtlar trafik sorunu yaratacak. Akasya, Kestane ve Ihlamur ormanlarımız toz tabakasıyla kaplanacak. verimleri düşecek ve kurumalarına neden olacak. Zaman içinde yok olacak. Hayvan otlatmayı köylü kendi tarlarında yapsada tozdan etkilenmiş otları hayvanlarına yedirmek zorunda kalacaklar. Yaban hayatı ve doğal flora yok olacaktır Bölgemiz Türkiye coğrafyasında flora çeşitliliği bakımından sayılı yerlerden bir bölgedir. Bu nedenlede köyümüz dahil olmak üzere bölgemizde arıcılık faaliyetleri yürütülmektedir. Arı kolonilerinin devamı ve organik ölçülerde bal üretimi açılacak taş ocağı ile yok olacaktır. Gezici arıcılarda binlerce koloniyi bölgemizde konaklatmaktadırlar. Bundan sonra faaliyetlerini sürdüremeyecekler. Hayvancılık, arıcılık ve tarım ürünleri ile geçimlerini sağlayan halk gittikçe verimsizleşecek bu topraklarda yaşayamaz hale geleceklerdir. Su kaynaklarımız da etkilenecek, doğal yapı bozulduğu için su kaynakları kuruma tehdidi ile karşı karşıya kalacaktır. Kimyasal Atık tehlikesi Çalışmalarda kullanılacak makinelerin kimyasal atıklarıda sularımızın kirlenmesine neden olacaktır. Böyle bir taş ocağının varlığı köyümüzdeki ve civar köylerdeki arazi fiyatlarınıda olumsuz yönde etkileyecek, bu coğrafyada yerleşmek, mülk edinmek isteyenleride uzaklaştıracaktır. Dinamit atışları yaban hayatın tamamını olumsuz etkileyecek, meydana gelen sarsıntılar etkili olacak ve gürültü kirliliğine yol açacak. Yıllarca kum ocaklarından çeken yöre halkımız şimdide taş ocağından mağdur olacaklar. Doğamızla gururlanıp her fırsatta gelen köy dışında yaşayan ve köyde yaşayan tüm halkımızın bu duruma karşı birlik olması gerekmektedir. Hiç olmazsa buralar bozulmadan gelin köyünüzün bu doğasını fotoğraflayın, soluyun ve içinize sindirin. Bundan sonra göremeyeceksiniz ve torunlarınıza karşı başınız önünüzde olacaktır.

Boğazköyün elinden Huzurlarını aldılar
Seçim  Öncesi Köprü yapacağız  diye  vaatler  Rafa  kalkınca Bogazköy halkı  ayaklandı. Karaçam Köyü Kestanelik  mevkiinden  yapılacak  Köprünün  bir an  önce  yapılmasını  istiyorlar. Bogazköy’ün Huzuru HES’lerin yapılmaya  başlamasıyla  bozulmaya  başladı.Huzurun  adresi olan Bogazköy  halkının  huzurunu kaçıran  ne  varsa  oluşmaya  başlamış,birileri  Bogazköy’ün  huzurlu olmasını kıskanmış olacak  Şimdi   sadece  Oy  ver yeter  diyorlar.Ancak Bogazköy  halkı  Huzurlarını  geri istiyorlar. HES,Kum Ocakları,Taş Ocakları,Hızlı Tren   Huzurlarını Kaçırmış, 125 yıl  önce  bu huzurlu insanları  düşünerek HAYDARPAŞA-Eskişehir  Demir Yolunun  Sakarya  Nehri  üzerinden  geçen  Köprüye  ilave  yaparak  Bu  Huzurlu insanlara  her  türlü  kolaylığı  tanınmışken   şimdi  zulum,eziyet,huzursuzluk  ortamı  sağlanmış.HES  şantiyesi Tüm  güzellikleri almış  götürmüş,Hızlı Tren geçecek  diye  geçişler  kapanmış, Yöredeki  Yaban  hayatı ile  insan  hayatını  sonlandıran  her  türlü  çalışma  hızla  devam ediyor.İşte  Geyve’nin  en  uzak  köyü  Bogazköy’ü kendilerinden  dinleyelim. Rüzgarın zaman zaman sert, kimi zaman meltemsi esintisi, sallanan yapraklar, yazın verdiği serinlik kışın verdiği üşüme hissi hafif bir ürperti. Köyümüzün olmazsa olmazlarındandır.bogazdabirkoyvar2karacambogazdayolyok1bogazdabirkoyvar1 Bu  Fotoğrafı  Yan  koymak  zornda  kaldık  düzden anlamayanlar  yandan  anlar diye Bogazköy; Sakarya ili sınırları içerisinde Geyve ilçsine bağlı küçük bir köydür. Bilecik – Eskişehir karayolu üzerinde Doğançay sapağından girince 4 km gitmeniz gereken, orman ile insanların ve diğer canlıların kaynaştığı bir ortamdadır. Karşıdan bakıldığında, mevsim yaz ise yapraklardan pek birşey gözükmez. Yeşil içinde koybolur herşey. Yolumuz, Doğançay’dan başlayıp, demirköprüyü de içine alarak kimi zaman Sakarya nehrine nispet yaparcasına kıvrılarak devam etmektedir. Bir tarafında Doğançay köyü, öbür tarafında Kışlaçay (Yeniköy) sınır komşusudur. Konumunun verdiği iklimsel özelliklerinin başında bol rüzgarlı olması vardır. Geyve ilçesinden adını alan “Boğaz” çıkış olarak köyümüzde son bulmaktadır. Demir köprüden sonra, çiftlik dediğimiz mevkiiye gelinir. Burada ekime el verişli topraklarımız vardır. Gelişmeyle paralel olarak köyümüzden yer alarak yerleşenler bulunmaktadır. Bunlardan biri ailece yer alıp yerleşen, hayvan sever kişiliği ile tanınan “Köpek Çiftliği” sahibi komşumuzdur. Bu çiftlik çeşitli ırklara ait köpeklerle birlikte sokak köpeklerine de  ev sahipliği yapmaktadır. Köy’e yaklaşırken Kırmalık Mahallemize çıkan yolda tabelayı görünce saparsınız, geriye dönmenize gerek kalmaz. Bu mahallenin adı, ilk kuruluş sırasında ormanlık alanın kırılarak açılmasından gelmekte olduğu rivayet edilmektedir. Kırmalık mahallesinde bugün 18 hane bulunmaktadır. Sakarya nehri kıyısına parallel uzanan tarlalarımız, açılan kum ocaklarının su seviyesini düşürmesi ve tarlalarımızın verimsizleşmesi neticesinde verimli tarım yapılamaması bu arazilerde insanlarımızı konut inşaatlarına yöneltmiştir. Sonra tavuk çiftlikleri başlar. Tek katlı uzun yapılar kendilerini göstermektedir. Aynı zamanda köyün merkezinede yaklaştığınızın habercisidir bu yapılar. Eskiden “germe” diye bilinen küçük derenin üzerinden geçtiğinizde köye girmişsiniz demektir. “Germe” eskiden hayvanların çiflik mevkiine geçip ekili alanlara zarar vermemesi için yapılmış ve gelip geçenlerin açıp kapattıkları ve sürakli kapalı tutulduğu bir köy kapısı idi. “Germe” den sonra hemen yukarı sapıldığında bir başka haneler topluluğuna ulaşılır. Yol ileride biter. Oradaki sakinlerimizle tanıştıktan sonra geri döner ve yolunuza, köy merkezine doğru devam edersiniz. Bakkalımızın önünden geçtikten sonra merkez kabul ettiğimiz Boğazköy Camii’nin bulunduğu meydana gelirsiniz. Camii avlusunda köyümüz kurucusu ve bir zamanlar adını verdiği Şahan bey ve aile fertlerinden bazılarının kabirleri ve eski mezar taşlarını görürsünüz. Meydan dan yukarı, köyümüz su deposuna doğru uzanan yol üzerinde pek çok hane vardır. Haneler kimi eski, kimi yeni modern görünüşlüdür ama eskiye oranla içlerinde sürekli yaşayanlar azalmıştır. Haftasonları, tatil zamanları ve yaz aylarında şenlenirler genelde.  Su deposundan devam eden ham yol kömürlük mevkiine kadar gider, mezarığın yanından Kışlaçay yoluna bağlanır. Ormana sıfır bu yoldan Sakarya ovasının muhteşem görüntüsünü anlatmak kelimelere sığmaz. Köy meydanından Kışlaçay istikametinde yolumuza devam ettiğimizde, solunuzda köyümüz muhtarlığı ve boğazköy spor klübünün binasının bulunduğu alanı görürsünüz. Bu meydanda bir zamanlar köyümüzün ilk camii, köy odası, imam evi, okulu ve fırını varmış. Bu arazinin Sakarya nehrine kıyısı olması izleyenlere güzel panaromalar sunar. Şimdilerde kum ocaklarının meydana getirdiği havuzlar Sakaryanın genişlemesine neden olmuştur.doğal görüntüsünden uzaklaşan panaromamız farklı görseller sunmaktadır. Kömürlük mevkiine kadar yolun sağına soluna serpiştirilmiş evler merkez mahallemizin uzandığı uç noktadır. Günümüzde merkez mahallemizde 47 hane mevcuttur. Köyümüz çıkışında son yerleşke Osman Bey’in çiftliğidir. Sonrasında Kışlaçay ile sınırımızı oluşturan Oluk dere gelmektedir. Ihlamur ağaçlarının çiçeklendiği zamana köyümüz mis gibi ıhlamur kokar. Sırtımızı yasladığımız dağdan gelen bol oksijenli hava ciğerlerimizi doldurur. Yeşilin onlarca çeşidini görürsünüz. Otsu bitkilerin yerden fışkırdığı bir tabiata sahiptir köyümüz. Renk renk çiçekler cok keyifli görseller sunar ayrı ayrı her kıvrımında yolun. Geceleri kuş sesinden uyuyamayabilirsiniz. Çok çeşitli kuşlar, sincaplar oynaşır durur ağaçlarda. Köy kahvesinin arkasındaki yola inerseniz Sakarya ırmağı ile hemen hemen aynı seviyede olursunuz. Cevizlik mevkiine, oradanda kum ocakları arasından ana yola ve diğer köylere de ulaşabilirsiniz. Olta balıkçılarının vazgeçilmez mekanlarından biridir Sakarya sahillerimiz. Kömürlük mevkiinin altına düşen yerde depremlar sonucu yeryüzüne çıkan kükürtlü suyumuz şifalı olarak Kabul edilir ve pekçok insanın bu sudan ve çamurundan yararlanmak üzere köyümüze geldiği gözlenmektedir. Özellikle yaz aylarında köy nüfusu çoğalır. Yöresel yemeklerimizin bir çeşidine rastlamamanız imkansızdır. Kömürlük mevkiinde köy mezarlığnın geçince orman içine doğru tırmanan ham orman yolu trakingçiler için çok güzel bir parkur sunar. Ayıoynak’tan boğaza doğru giden patikalar kısa bir parkur oluşturur. Boğaz çıkışnı tepeden seyretmenin güzelliği ancak görüldüğünde anlaşılır. Diğer uzun parkur ise maksudiye şelalesine kadar uzanabilmektedir. Baharda çiçeklerle bezenir köyümüz. Çeşitli meyve ağaçları birbiri ardına sonu gelmez bir resital gibi güzelliklere güzellik katar. Kışı ayrı güzeldir. Hele birde kar yağdığında. Orman yapraklarını dökmüş ve karla buluşmuş orman örtüsü ile muhteşem görünür. Hiç erimesin diye aklınızdan geçer. Hele fotoğraf meraklılarının zaman zaman köyümüze yaptığı gezilere denk gelirseniz ne demek istediğimizi daha da iyi anlarsınız. Dünyanın her yeri gibi köyümüzde bir kanser gibi etrafını tahrip eden etkenlerden, doğal ve insane eliyle yapılan çevre felaketinden nasibini alacaktır. Yok olmadan sizlerde bu doğa güzeli köyümüzü görün… Köyümüz Orman köyüdür. Köyümüzün geçmiş dönemlerde en önemli geçim kaynağı ipek böceği yetiştiriciliği idi. Kiraz, elma, ceviz, buğday, arpa, mısır, fındık tarımı ek olarak hem pazar için hem zati ihtiyaç için üretilirdi. Hemen her hanede böçeklik bulunurdu. Baharın gelmesiyle dut ağaçlarının bol sürgün verdiği dönemler ipek böcekçilerinin hummalı  çalışma zamanlarıydı. Orman işletmesinden alınan kesimler, dağlarımızdaki ıhlamur ve kestane  ağaçları önemli bir geçim kaynağıydı. Köy halkı ıhlamur çiçeği ve kestane toplayıp satarak aile bütçelerine katkı yapmaktaydılar. Köyümiz gençleri  okuyup meslek sahibi oldukça, yada köy dışında iş imkanı arayışına girdikçe tarım arazileri ve kurulu bahçeler ilgisiz kalmaya başladı. Üreten bir yapıdan tüketen bir yapıya  yönelmiştir. Giderek dışa bağımlı hale gelmiştir. Yurdun ve dünyanın çeşitli yerlerine iş için giden pek çok insanımız vardır. Kazandıklarını kendi geçimlerinde harcamaktadırlar. Ancak tam olarak köyünden kopan hemen hiç kimse yoktur. Dışarda yaşayıp belirli bir ekonomik yapıya ulaşan ve özellikle emekli olduktan sonra köyüne geri gelip yerleşen ve modern konutlar yaptıranların sayısıda azımsanmayacak kadardır. Bu kişiler ata topraklarına bakmaya başlamışlar ve canlandırmaya çalışmaktadırlar. Çeşitli tarımsal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Özellikle çeşitli fidan dikimi ağarlıktadır. Buda ileride köyümüzün daha ağaçlıklı ve bol meyve üreten bir yer haline geleceğinin  belirtesidir. Günümüzde  tarıma bağlı olarak yaşayan aileler içinde genç nufus çok azdır. Genelde tarım ve hayvancılık ağarlıklı uğraşı dalıdır. 12 hane büyükbaş hayvancılık yapmaktadır. Bunlardan iki tanesi orta ölçekli diğerleri çok küçük ölçeklidir. Fındık, mısır, yulaf, yonca, ziraatinin yanında, ceviz yetiştiriçiliği hareketlenen alanlardan biridir. Köyümüzde inşaat işleri ile uğraşan 5-6 kişi vardır. Fındık bahçelerinin tımarında yövmiyeli çalışanlarımız ile ücret karşılığı fındık toplama işinde çalışacak kadar gücü kuvveti yerinde olanlar aile bütçelerine katkıda bulunma çabası içindedirle. Köyümüze dışardan gelerek çiftlik tarzı işletme kuran ve hobi anlamında ev yapan kişilerin çiftliklerinde yine dışardan gelen ücretli çalışanlarmız vardır. Bu işletme kişilerin köy ekonomisine herhangi bir katkısı olmamaktadır. Köyümüz halkına doğrudan ekonomik katkı sağlayan tek işletme uzun süredir faaliyet gösteren yumurta çiftliğidir. Yedi haneden, beşi bayan dokuz kişiye iş imkanı sağlamaktadır. Köyümüzde faal olarak bulunan bir hızar atölyeside mevcutur. Önceleri köyümüzün iki kahvehanesi vardı. Şimdi ise kahvehane tektir. Köydeki para döngüsü iki kıraathaneyi taşımamıştır. Burası köy halkının buluşma noktasıdır aynı zamanda. Bir tane de bakkal bulunmaktadır. Köy halkının önemli kısmı kendi yaş sebzesini yetiştirmektedir. Perşembe günleri Pazar ihtiyaçlarını karşılamak için bağlı oldukları ilçeye (Geyve) gitmektedirler. Bu işi komşumuz Kışlaçay ve Boğazköy’ün sakinlerini topluca Geyve’ye götüren taşıt münavebeli olarak sağlamaktadır. Bunun dışında köyümüze ulaşımı sağlayan toplu taşımacılık hizmeti henüz gelmemiştir. Herhangi bir iş için köy dışına çıkmak isteyenler, yaz-kış, yagmur-kar demeden ana yola 3 km lik mesafeyi yürüyerek, taksi çağıarak, yada otostop yaparak kat etmek zorundadırlar. Hayvancılık yapan aileler içinde çiftlik işletmeciliği yapan iki ailenin dışındakilerin üretimleri genellikle hane ihtiyacı için kullanılmaktadır. Üretim düşmüştür. Hane ihtiyacından artan miktar köyün diğer hanelerinin ihtiyaçlarına yada süt toplayıcılarına satılmaktadır. Tonajlı fındık üreten hane sayısıda bir kaçtanedir. Sanaiye yönelik mısır üretimi yerini hayvan yemi amaçlı slaj ekimine bırakmıştır. Köyümüzün zirai çalışmalara elverişli toprakları çiftlik mevkiinde bulunmaktadır. Ovanın bir zamanlar verimli toprakları, Sakarya nehri boyunca açılan kum ocakları faaliyetleri neticesinde su seviyesinin 8-10 m. kadar düşmesine, taban suyunun çekilmesine sebep olmuş, bunun sonucu olarak verimsizleşmiştir. İklimsel değişikliğinin sebep olduğu kuraklığında eklenmesiyle Sakarya nehrinden su pompalayarak ürün alınmasına çalışılmaktadır. Maddi güç olarak sulama imkanına sahip bir kaç hanenin dışında bu imkandan yararlanan başka hane yoktur. Gelir düzeyi düşük olan yer sahibi köylülerin bu topraklarını verimi işletememeleri yetersiz maddi güç ve küçük alanlarda yüksek maliyetler nedeniyle, gelirinin daha da düşmesine neden olmaktadır. Ürünlerin para etmeyişide küçük üretici olan köy halkının topraktan kopmalarına, gurbette iş aramaya yönlendirmiştir. Tüm bu faaliyetlere karşı köyümüz halkının geliri birkaç hane dışında çok düşüktür ve köy dışına bağımlıdır.kopruyuunuttular1 kopruyuunuttular2 kopruyuunuttular3 kopruyuunuttular4 kopruyuunuttular5 kopruyuunuttular6 kopruyuunuttular7 kopruyuunuttular8 Geyve Boğazköy Ağlıyor… Sakarya ili Geyve boğazının kuzey girişinde bulunan ve doğal güzelliği ile adından söz ettiren Boğazköy Köyü son zamanlardaki Hes ve Kum ocağı çalışmaları ile adeta ağlıyor. Köylülerin tepki göstermesine rağmen bir sonuç alınamayan bölgedeki çalışmalar sonucunda Boğazköy’ün eski görüntüsünden eser kalmadı. Geyve ilçesi Boğazköy Köyünde bulunan kum ocaklarından kum çıkarmak için Sakarya Nehrine yapılan hunharca saldırı sonrası BOĞAZKÖY toprakları adeta çökerek tarım arazileri yok oluyor. Boğazköy sakinleri Köyümüz yerlesim bölgesi ve etrafında bulunan kum ocaklarına her ne kadar tepki göstermeğe çalıştıysak da muvaffak olamadık, dedi Köy’ün Mezarı Oldu. Kum ocakları netice itibarı ile köyümüz ve köylümüzün mezarı oldu. Mezar’dan bahsedince hemen ölmek gerekmez, bazı komşularımız arazilerinden ürün olarak faydalanamadıkları için arazilerini de kumculara satmak zorunda kaldılar, ama paralarının ne kadarını alabildiler oda bilinmez. Hes Ayrı Bir Dert Bu olayı atlatamadan köyümüze bir hidro elektrik santral olayı geldi. 20 dönüm civarında bir kamulaşma olayı gerçekleştirildi, devlet dönümüne onbeş bin TL. gibi bir rakamla yerleri satın aldı ve o zaman taklalar attık. Arazisinin tamamını satanlar rahatladıklarını sandılar arazilerinin bir kısmını satanlarda şükrettiler . Nehir seviyesi 15-20 Mt. Düştü. Ama bu gün Sakarya yatağı ova seviyesinden o kadar aşağıya düştü ki daha ne kadar düşeceği de belli değil, şimdi tarım arazilerimizin geri kalan yani kamulaştırılmayan yaklaşık 700 ( yedi yüz ) dönüm kadar kısmı dip suyunun 15- 20 metre kadar derinlere çekilmesinden sonra yıllık üretilen tarım mahsüllerini bırakın bu gün ağaç bile yetişmemektedir. Köy Sakinlerin:köyümüz ovası tarım arazisinde yeri olan her arkadaşımız tapu fotokopilerini çıkartıp ses getirebilecek bir avukat’a vekalet verip mahkeme davası açmak için girişimler de bulunuyoruz. Boğazköy Dedelerimizin Emaneti Bizim arazilerimiz günümüze dedelerimizden gelmiş ve torunlarımıza kadar gidecektir diyen Ömür; Arazinin bu günkü değeri ile hesaplamayıp nesilden nesile devrederken alınabilecek tüm mahsüllerin gündeme getirilmesini hesaba katmak gerektiğini belirterek, eğer adalet varsa bu davayı BOĞAZKÖY’lümüzün kazanacağını düşünüyorum, dedi. Ocağı Sıkıntısı Geyve Boğazının güzelliği dillere destan Köyü olan Boğazköyü’nde Taş Ocağı açılacak duyumları köylüleri hareketlendirdi. Boğazköy sakinlerinden alınan bilgiler doğrultusunda Köyümüze sahip çıkmanın zamanıdır. Edinilen bilgilere göre, Köyümüzün üst kısmında aşağıdaki haritalarda işaretli bölgede taş ocağı açılacak. Ruhsat sahibinin Ankaradan bir iş adamı olduğu bilgisi var elimizde. İki aydır köyümüze gelip gittiği öğrenildi. Ruhsat alanı Boğazköy toplam alanına eşit bir büyüklük hemen hemen. Haritalarda işaretli bölgeden yola Boğazköy – Doğançay yoluna inmek için tarlalardan geçiş yolu aramakta olduğu bilgisi de kulağımıza ulaşan haberlerden. Maden Ruhsatı Verilmiş.. 2A alanı olarak belirlenen doğa parçasına, Madenişleri Genel Müdürlüğü Tarafından “maden arama ruhsatı” verilmiş. Bu alanda çalışma ruhsatı da alındığı taktirde geri dönüşü olmayan bir yola girilecektir. Geri dönüşü olmayan yol Taş ocağı açıldığı taktirde; Elimizde kalan son doğa güzelliği ve yaban hayat telafisi imkansız büyük zarar görecek. Köy taş tozu altında kalacak. Astım hastalıkları görülmeye başlanacak ve artarak da hastalık gelişecek. agır taşıtlar trafik sorunu yaratacak. Akasya, Kestane ve Ihlamur ormanlarımız toz tabakasıyla kaplanacak. verimleri düşecek ve kurumalarına neden olacak. Zaman içinde yok olacak. Hayvan otlatmayı köylü kendi tarlarında yapsada tozdan etkilenmiş otları hayvanlarına yedirmek zorunda kalacaklar. Yaban hayatı ve doğal flora yok olacaktır Bölgemiz Türkiye coğrafyasında flora çeşitliliği bakımından sayılı yerlerden bir bölgedir. Bu nedenlede köyümüz dahil olmak üzere bölgemizde arıcılık faaliyetleri yürütülmektedir. Arı kolonilerinin devamı ve organik ölçülerde bal üretimi açılacak taş ocağı ile yok olacaktır. Gezici arıcılarda binlerce koloniyi bölgemizde konaklatmaktadırlar. Bundan sonra faaliyetlerini sürdüremeyecekler. Hayvancılık, arıcılık ve tarım ürünleri ile geçimlerini sağlayan halk gittikçe verimsizleşecek bu topraklarda yaşayamaz hale geleceklerdir. Su kaynaklarımız da etkilenecek, doğal yapı bozulduğu için su kaynakları kuruma tehdidi ile karşı karşıya kalacaktır. Kimyasal Atık tehlikesi Çalışmalarda kullanılacak makinelerin kimyasal atıklarıda sularımızın kirlenmesine neden olacaktır. Böyle bir taş ocağının varlığı köyümüzdeki ve civar köylerdeki arazi fiyatlarınıda olumsuz yönde etkileyecek, bu coğrafyada yerleşmek, mülk edinmek isteyenleride uzaklaştıracaktır. Dinamit atışları yaban hayatın tamamını olumsuz etkileyecek, meydana gelen sarsıntılar etkili olacak ve gürültü kirliliğine yol açacak. Yıllarca kum ocaklarından çeken yöre halkımız şimdide taş ocağından mağdur olacaklar. Doğamızla gururlanıp her fırsatta gelen köy dışında yaşayan ve köyde yaşayan tüm halkımızın bu duruma karşı birlik olması gerekmektedir. Hiç olmazsa buralar bozulmadan gelin köyünüzün bu doğasını fotoğraflayın, soluyun ve içinize sindirin. Bundan sonra göremeyeceksiniz ve torunlarınıza karşı başınız önünüzde olacaktır.

Boğazköyün elinden Huzurlarını aldılar
Seçim  Öncesi Köprü yapacağız  diye  vaatler  Rafa  kalkınca Bogazköy halkı  ayaklandı. Karaçam Köyü Kestanelik  mevkiinden  yapılacak  Köprünün  bir an  önce  yapılmasını  istiyorlar. Bogazköy’ün Huzuru HES’lerin yapılmaya  başlamasıyla  bozulmaya  başladı.Huzurun  adresi olan Bogazköy  halkının  huzurunu kaçıran  ne  varsa  oluşmaya  başlamış,birileri  Bogazköy’ün  huzurlu olmasını kıskanmış olacak  Şimdi   sadece  Oy  ver yeter  diyorlar.Ancak Bogazköy  halkı  Huzurlarını  geri istiyorlar. HES,Kum Ocakları,Taş Ocakları,Hızlı Tren   Huzurlarını Kaçırmış, 125 yıl  önce  bu huzurlu insanları  düşünerek HAYDARPAŞA-Eskişehir  Demir Yolunun  Sakarya  Nehri  üzerinden  geçen  Köprüye  ilave  yaparak  Bu  Huzurlu insanlara  her  türlü  kolaylığı  tanınmışken   şimdi  zulum,eziyet,huzursuzluk  ortamı  sağlanmış.HES  şantiyesi Tüm  güzellikleri almış  götürmüş,Hızlı Tren geçecek  diye  geçişler  kapanmış, Yöredeki  Yaban  hayatı ile  insan  hayatını  sonlandıran  her  türlü  çalışma  hızla  devam ediyor.İşte  Geyve’nin  en  uzak  köyü  Bogazköy’ü kendilerinden  dinleyelim. Rüzgarın zaman zaman sert, kimi zaman meltemsi esintisi, sallanan yapraklar, yazın verdiği serinlik kışın verdiği üşüme hissi hafif bir ürperti. Köyümüzün olmazsa olmazlarındandır.bogazdabirkoyvar2karacambogazdayolyok1bogazdabirkoyvar1 Bu  Fotoğrafı  Yan  koymak  zornda  kaldık  düzden anlamayanlar  yandan  anlar diye Bogazköy; Sakarya ili sınırları içerisinde Geyve ilçsine bağlı küçük bir köydür. Bilecik – Eskişehir karayolu üzerinde Doğançay sapağından girince 4 km gitmeniz gereken, orman ile insanların ve diğer canlıların kaynaştığı bir ortamdadır. Karşıdan bakıldığında, mevsim yaz ise yapraklardan pek birşey gözükmez. Yeşil içinde koybolur herşey. Yolumuz, Doğançay’dan başlayıp, demirköprüyü de içine alarak kimi zaman Sakarya nehrine nispet yaparcasına kıvrılarak devam etmektedir. Bir tarafında Doğançay köyü, öbür tarafında Kışlaçay (Yeniköy) sınır komşusudur. Konumunun verdiği iklimsel özelliklerinin başında bol rüzgarlı olması vardır. Geyve ilçesinden adını alan “Boğaz” çıkış olarak köyümüzde son bulmaktadır. Demir köprüden sonra, çiftlik dediğimiz mevkiiye gelinir. Burada ekime el verişli topraklarımız vardır. Gelişmeyle paralel olarak köyümüzden yer alarak yerleşenler bulunmaktadır. Bunlardan biri ailece yer alıp yerleşen, hayvan sever kişiliği ile tanınan “Köpek Çiftliği” sahibi komşumuzdur. Bu çiftlik çeşitli ırklara ait köpeklerle birlikte sokak köpeklerine de  ev sahipliği yapmaktadır. Köy’e yaklaşırken Kırmalık Mahallemize çıkan yolda tabelayı görünce saparsınız, geriye dönmenize gerek kalmaz. Bu mahallenin adı, ilk kuruluş sırasında ormanlık alanın kırılarak açılmasından gelmekte olduğu rivayet edilmektedir. Kırmalık mahallesinde bugün 18 hane bulunmaktadır. Sakarya nehri kıyısına parallel uzanan tarlalarımız, açılan kum ocaklarının su seviyesini düşürmesi ve tarlalarımızın verimsizleşmesi neticesinde verimli tarım yapılamaması bu arazilerde insanlarımızı konut inşaatlarına yöneltmiştir. Sonra tavuk çiftlikleri başlar. Tek katlı uzun yapılar kendilerini göstermektedir. Aynı zamanda köyün merkezinede yaklaştığınızın habercisidir bu yapılar. Eskiden “germe” diye bilinen küçük derenin üzerinden geçtiğinizde köye girmişsiniz demektir. “Germe” eskiden hayvanların çiflik mevkiine geçip ekili alanlara zarar vermemesi için yapılmış ve gelip geçenlerin açıp kapattıkları ve sürakli kapalı tutulduğu bir köy kapısı idi. “Germe” den sonra hemen yukarı sapıldığında bir başka haneler topluluğuna ulaşılır. Yol ileride biter. Oradaki sakinlerimizle tanıştıktan sonra geri döner ve yolunuza, köy merkezine doğru devam edersiniz. Bakkalımızın önünden geçtikten sonra merkez kabul ettiğimiz Boğazköy Camii’nin bulunduğu meydana gelirsiniz. Camii avlusunda köyümüz kurucusu ve bir zamanlar adını verdiği Şahan bey ve aile fertlerinden bazılarının kabirleri ve eski mezar taşlarını görürsünüz. Meydan dan yukarı, köyümüz su deposuna doğru uzanan yol üzerinde pek çok hane vardır. Haneler kimi eski, kimi yeni modern görünüşlüdür ama eskiye oranla içlerinde sürekli yaşayanlar azalmıştır. Haftasonları, tatil zamanları ve yaz aylarında şenlenirler genelde.  Su deposundan devam eden ham yol kömürlük mevkiine kadar gider, mezarığın yanından Kışlaçay yoluna bağlanır. Ormana sıfır bu yoldan Sakarya ovasının muhteşem görüntüsünü anlatmak kelimelere sığmaz. Köy meydanından Kışlaçay istikametinde yolumuza devam ettiğimizde, solunuzda köyümüz muhtarlığı ve boğazköy spor klübünün binasının bulunduğu alanı görürsünüz. Bu meydanda bir zamanlar köyümüzün ilk camii, köy odası, imam evi, okulu ve fırını varmış. Bu arazinin Sakarya nehrine kıyısı olması izleyenlere güzel panaromalar sunar. Şimdilerde kum ocaklarının meydana getirdiği havuzlar Sakaryanın genişlemesine neden olmuştur.doğal görüntüsünden uzaklaşan panaromamız farklı görseller sunmaktadır. Kömürlük mevkiine kadar yolun sağına soluna serpiştirilmiş evler merkez mahallemizin uzandığı uç noktadır. Günümüzde merkez mahallemizde 47 hane mevcuttur. Köyümüz çıkışında son yerleşke Osman Bey’in çiftliğidir. Sonrasında Kışlaçay ile sınırımızı oluşturan Oluk dere gelmektedir. Ihlamur ağaçlarının çiçeklendiği zamana köyümüz mis gibi ıhlamur kokar. Sırtımızı yasladığımız dağdan gelen bol oksijenli hava ciğerlerimizi doldurur. Yeşilin onlarca çeşidini görürsünüz. Otsu bitkilerin yerden fışkırdığı bir tabiata sahiptir köyümüz. Renk renk çiçekler cok keyifli görseller sunar ayrı ayrı her kıvrımında yolun. Geceleri kuş sesinden uyuyamayabilirsiniz. Çok çeşitli kuşlar, sincaplar oynaşır durur ağaçlarda. Köy kahvesinin arkasındaki yola inerseniz Sakarya ırmağı ile hemen hemen aynı seviyede olursunuz. Cevizlik mevkiine, oradanda kum ocakları arasından ana yola ve diğer köylere de ulaşabilirsiniz. Olta balıkçılarının vazgeçilmez mekanlarından biridir Sakarya sahillerimiz. Kömürlük mevkiinin altına düşen yerde depremlar sonucu yeryüzüne çıkan kükürtlü suyumuz şifalı olarak Kabul edilir ve pekçok insanın bu sudan ve çamurundan yararlanmak üzere köyümüze geldiği gözlenmektedir. Özellikle yaz aylarında köy nüfusu çoğalır. Yöresel yemeklerimizin bir çeşidine rastlamamanız imkansızdır. Kömürlük mevkiinde köy mezarlığnın geçince orman içine doğru tırmanan ham orman yolu trakingçiler için çok güzel bir parkur sunar. Ayıoynak’tan boğaza doğru giden patikalar kısa bir parkur oluşturur. Boğaz çıkışnı tepeden seyretmenin güzelliği ancak görüldüğünde anlaşılır. Diğer uzun parkur ise maksudiye şelalesine kadar uzanabilmektedir. Baharda çiçeklerle bezenir köyümüz. Çeşitli meyve ağaçları birbiri ardına sonu gelmez bir resital gibi güzelliklere güzellik katar. Kışı ayrı güzeldir. Hele birde kar yağdığında. Orman yapraklarını dökmüş ve karla buluşmuş orman örtüsü ile muhteşem görünür. Hiç erimesin diye aklınızdan geçer. Hele fotoğraf meraklılarının zaman zaman köyümüze yaptığı gezilere denk gelirseniz ne demek istediğimizi daha da iyi anlarsınız. Dünyanın her yeri gibi köyümüzde bir kanser gibi etrafını tahrip eden etkenlerden, doğal ve insane eliyle yapılan çevre felaketinden nasibini alacaktır. Yok olmadan sizlerde bu doğa güzeli köyümüzü görün… Köyümüz Orman köyüdür. Köyümüzün geçmiş dönemlerde en önemli geçim kaynağı ipek böceği yetiştiriciliği idi. Kiraz, elma, ceviz, buğday, arpa, mısır, fındık tarımı ek olarak hem pazar için hem zati ihtiyaç için üretilirdi. Hemen her hanede böçeklik bulunurdu. Baharın gelmesiyle dut ağaçlarının bol sürgün verdiği dönemler ipek böcekçilerinin hummalı  çalışma zamanlarıydı. Orman işletmesinden alınan kesimler, dağlarımızdaki ıhlamur ve kestane  ağaçları önemli bir geçim kaynağıydı. Köy halkı ıhlamur çiçeği ve kestane toplayıp satarak aile bütçelerine katkı yapmaktaydılar. Köyümiz gençleri  okuyup meslek sahibi oldukça, yada köy dışında iş imkanı arayışına girdikçe tarım arazileri ve kurulu bahçeler ilgisiz kalmaya başladı. Üreten bir yapıdan tüketen bir yapıya  yönelmiştir. Giderek dışa bağımlı hale gelmiştir. Yurdun ve dünyanın çeşitli yerlerine iş için giden pek çok insanımız vardır. Kazandıklarını kendi geçimlerinde harcamaktadırlar. Ancak tam olarak köyünden kopan hemen hiç kimse yoktur. Dışarda yaşayıp belirli bir ekonomik yapıya ulaşan ve özellikle emekli olduktan sonra köyüne geri gelip yerleşen ve modern konutlar yaptıranların sayısıda azımsanmayacak kadardır. Bu kişiler ata topraklarına bakmaya başlamışlar ve canlandırmaya çalışmaktadırlar. Çeşitli tarımsal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Özellikle çeşitli fidan dikimi ağarlıktadır. Buda ileride köyümüzün daha ağaçlıklı ve bol meyve üreten bir yer haline geleceğinin  belirtesidir. Günümüzde  tarıma bağlı olarak yaşayan aileler içinde genç nufus çok azdır. Genelde tarım ve hayvancılık ağarlıklı uğraşı dalıdır. 12 hane büyükbaş hayvancılık yapmaktadır. Bunlardan iki tanesi orta ölçekli diğerleri çok küçük ölçeklidir. Fındık, mısır, yulaf, yonca, ziraatinin yanında, ceviz yetiştiriçiliği hareketlenen alanlardan biridir. Köyümüzde inşaat işleri ile uğraşan 5-6 kişi vardır. Fındık bahçelerinin tımarında yövmiyeli çalışanlarımız ile ücret karşılığı fındık toplama işinde çalışacak kadar gücü kuvveti yerinde olanlar aile bütçelerine katkıda bulunma çabası içindedirle. Köyümüze dışardan gelerek çiftlik tarzı işletme kuran ve hobi anlamında ev yapan kişilerin çiftliklerinde yine dışardan gelen ücretli çalışanlarmız vardır. Bu işletme kişilerin köy ekonomisine herhangi bir katkısı olmamaktadır. Köyümüz halkına doğrudan ekonomik katkı sağlayan tek işletme uzun süredir faaliyet gösteren yumurta çiftliğidir. Yedi haneden, beşi bayan dokuz kişiye iş imkanı sağlamaktadır. Köyümüzde faal olarak bulunan bir hızar atölyeside mevcutur. Önceleri köyümüzün iki kahvehanesi vardı. Şimdi ise kahvehane tektir. Köydeki para döngüsü iki kıraathaneyi taşımamıştır. Burası köy halkının buluşma noktasıdır aynı zamanda. Bir tane de bakkal bulunmaktadır. Köy halkının önemli kısmı kendi yaş sebzesini yetiştirmektedir. Perşembe günleri Pazar ihtiyaçlarını karşılamak için bağlı oldukları ilçeye (Geyve) gitmektedirler. Bu işi komşumuz Kışlaçay ve Boğazköy’ün sakinlerini topluca Geyve’ye götüren taşıt münavebeli olarak sağlamaktadır. Bunun dışında köyümüze ulaşımı sağlayan toplu taşımacılık hizmeti henüz gelmemiştir. Herhangi bir iş için köy dışına çıkmak isteyenler, yaz-kış, yagmur-kar demeden ana yola 3 km lik mesafeyi yürüyerek, taksi çağıarak, yada otostop yaparak kat etmek zorundadırlar. Hayvancılık yapan aileler içinde çiftlik işletmeciliği yapan iki ailenin dışındakilerin üretimleri genellikle hane ihtiyacı için kullanılmaktadır. Üretim düşmüştür. Hane ihtiyacından artan miktar köyün diğer hanelerinin ihtiyaçlarına yada süt toplayıcılarına satılmaktadır. Tonajlı fındık üreten hane sayısıda bir kaçtanedir. Sanaiye yönelik mısır üretimi yerini hayvan yemi amaçlı slaj ekimine bırakmıştır. Köyümüzün zirai çalışmalara elverişli toprakları çiftlik mevkiinde bulunmaktadır. Ovanın bir zamanlar verimli toprakları, Sakarya nehri boyunca açılan kum ocakları faaliyetleri neticesinde su seviyesinin 8-10 m. kadar düşmesine, taban suyunun çekilmesine sebep olmuş, bunun sonucu olarak verimsizleşmiştir. İklimsel değişikliğinin sebep olduğu kuraklığında eklenmesiyle Sakarya nehrinden su pompalayarak ürün alınmasına çalışılmaktadır. Maddi güç olarak sulama imkanına sahip bir kaç hanenin dışında bu imkandan yararlanan başka hane yoktur. Gelir düzeyi düşük olan yer sahibi köylülerin bu topraklarını verimi işletememeleri yetersiz maddi güç ve küçük alanlarda yüksek maliyetler nedeniyle, gelirinin daha da düşmesine neden olmaktadır. Ürünlerin para etmeyişide küçük üretici olan köy halkının topraktan kopmalarına, gurbette iş aramaya yönlendirmiştir. Tüm bu faaliyetlere karşı köyümüz halkının geliri birkaç hane dışında çok düşüktür ve köy dışına bağımlıdır.kopruyuunuttular1 kopruyuunuttular2 kopruyuunuttular3 kopruyuunuttular4 kopruyuunuttular5 kopruyuunuttular6 kopruyuunuttular7 kopruyuunuttular8 Geyve Boğazköy Ağlıyor… Sakarya ili Geyve boğazının kuzey girişinde bulunan ve doğal güzelliği ile adından söz ettiren Boğazköy Köyü son zamanlardaki Hes ve Kum ocağı çalışmaları ile adeta ağlıyor. Köylülerin tepki göstermesine rağmen bir sonuç alınamayan bölgedeki çalışmalar sonucunda Boğazköy’ün eski görüntüsünden eser kalmadı. Geyve ilçesi Boğazköy Köyünde bulunan kum ocaklarından kum çıkarmak için Sakarya Nehrine yapılan hunharca saldırı sonrası BOĞAZKÖY toprakları adeta çökerek tarım arazileri yok oluyor. Boğazköy sakinleri Köyümüz yerlesim bölgesi ve etrafında bulunan kum ocaklarına her ne kadar tepki göstermeğe çalıştıysak da muvaffak olamadık, dedi Köy’ün Mezarı Oldu. Kum ocakları netice itibarı ile köyümüz ve köylümüzün mezarı oldu. Mezar’dan bahsedince hemen ölmek gerekmez, bazı komşularımız arazilerinden ürün olarak faydalanamadıkları için arazilerini de kumculara satmak zorunda kaldılar, ama paralarının ne kadarını alabildiler oda bilinmez. Hes Ayrı Bir Dert Bu olayı atlatamadan köyümüze bir hidro elektrik santral olayı geldi. 20 dönüm civarında bir kamulaşma olayı gerçekleştirildi, devlet dönümüne onbeş bin TL. gibi bir rakamla yerleri satın aldı ve o zaman taklalar attık. Arazisinin tamamını satanlar rahatladıklarını sandılar arazilerinin bir kısmını satanlarda şükrettiler . Nehir seviyesi 15-20 Mt. Düştü. Ama bu gün Sakarya yatağı ova seviyesinden o kadar aşağıya düştü ki daha ne kadar düşeceği de belli değil, şimdi tarım arazilerimizin geri kalan yani kamulaştırılmayan yaklaşık 700 ( yedi yüz ) dönüm kadar kısmı dip suyunun 15- 20 metre kadar derinlere çekilmesinden sonra yıllık üretilen tarım mahsüllerini bırakın bu gün ağaç bile yetişmemektedir. Köy Sakinlerin:köyümüz ovası tarım arazisinde yeri olan her arkadaşımız tapu fotokopilerini çıkartıp ses getirebilecek bir avukat’a vekalet verip mahkeme davası açmak için girişimler de bulunuyoruz. Boğazköy Dedelerimizin Emaneti Bizim arazilerimiz günümüze dedelerimizden gelmiş ve torunlarımıza kadar gidecektir diyen Ömür; Arazinin bu günkü değeri ile hesaplamayıp nesilden nesile devrederken alınabilecek tüm mahsüllerin gündeme getirilmesini hesaba katmak gerektiğini belirterek, eğer adalet varsa bu davayı BOĞAZKÖY’lümüzün kazanacağını düşünüyorum, dedi. Ocağı Sıkıntısı Geyve Boğazının güzelliği dillere destan Köyü olan Boğazköyü’nde Taş Ocağı açılacak duyumları köylüleri hareketlendirdi. Boğazköy sakinlerinden alınan bilgiler doğrultusunda Köyümüze sahip çıkmanın zamanıdır. Edinilen bilgilere göre, Köyümüzün üst kısmında aşağıdaki haritalarda işaretli bölgede taş ocağı açılacak. Ruhsat sahibinin Ankaradan bir iş adamı olduğu bilgisi var elimizde. İki aydır köyümüze gelip gittiği öğrenildi. Ruhsat alanı Boğazköy toplam alanına eşit bir büyüklük hemen hemen. Haritalarda işaretli bölgeden yola Boğazköy – Doğançay yoluna inmek için tarlalardan geçiş yolu aramakta olduğu bilgisi de kulağımıza ulaşan haberlerden. Maden Ruhsatı Verilmiş.. 2A alanı olarak belirlenen doğa parçasına, Madenişleri Genel Müdürlüğü Tarafından “maden arama ruhsatı” verilmiş. Bu alanda çalışma ruhsatı da alındığı taktirde geri dönüşü olmayan bir yola girilecektir. Geri dönüşü olmayan yol Taş ocağı açıldığı taktirde; Elimizde kalan son doğa güzelliği ve yaban hayat telafisi imkansız büyük zarar görecek. Köy taş tozu altında kalacak. Astım hastalıkları görülmeye başlanacak ve artarak da hastalık gelişecek. agır taşıtlar trafik sorunu yaratacak. Akasya, Kestane ve Ihlamur ormanlarımız toz tabakasıyla kaplanacak. verimleri düşecek ve kurumalarına neden olacak. Zaman içinde yok olacak. Hayvan otlatmayı köylü kendi tarlarında yapsada tozdan etkilenmiş otları hayvanlarına yedirmek zorunda kalacaklar. Yaban hayatı ve doğal flora yok olacaktır Bölgemiz Türkiye coğrafyasında flora çeşitliliği bakımından sayılı yerlerden bir bölgedir. Bu nedenlede köyümüz dahil olmak üzere bölgemizde arıcılık faaliyetleri yürütülmektedir. Arı kolonilerinin devamı ve organik ölçülerde bal üretimi açılacak taş ocağı ile yok olacaktır. Gezici arıcılarda binlerce koloniyi bölgemizde konaklatmaktadırlar. Bundan sonra faaliyetlerini sürdüremeyecekler. Hayvancılık, arıcılık ve tarım ürünleri ile geçimlerini sağlayan halk gittikçe verimsizleşecek bu topraklarda yaşayamaz hale geleceklerdir. Su kaynaklarımız da etkilenecek, doğal yapı bozulduğu için su kaynakları kuruma tehdidi ile karşı karşıya kalacaktır. Kimyasal Atık tehlikesi Çalışmalarda kullanılacak makinelerin kimyasal atıklarıda sularımızın kirlenmesine neden olacaktır. Böyle bir taş ocağının varlığı köyümüzdeki ve civar köylerdeki arazi fiyatlarınıda olumsuz yönde etkileyecek, bu coğrafyada yerleşmek, mülk edinmek isteyenleride uzaklaştıracaktır. Dinamit atışları yaban hayatın tamamını olumsuz etkileyecek, meydana gelen sarsıntılar etkili olacak ve gürültü kirliliğine yol açacak. Yıllarca kum ocaklarından çeken yöre halkımız şimdide taş ocağından mağdur olacaklar. Doğamızla gururlanıp her fırsatta gelen köy dışında yaşayan ve köyde yaşayan tüm halkımızın bu duruma karşı birlik olması gerekmektedir. Hiç olmazsa buralar bozulmadan gelin köyünüzün bu doğasını fotoğraflayın, soluyun ve içinize sindirin. Bundan sonra göremeyeceksiniz ve torunlarınıza karşı başınız önünüzde olacaktır.

an mağdur olacaklar. Doğamızla gururlanıp her fırsatta gelenD köy dışında yaşayan ve köyde yaşayan tüm halkımızın bu duruma karşı birlik olması gerekmektedir. Hiç olmazsa buralar bozulmadan gelin köyünüzün bu doğasını fotoğraflayın, soluyun ve içinize sindirin. Bundan sonra göremeyeceksiniz ve torunlarınıza karşı başınız önünüzde olacaktır.

Boğazköyün elinden Huzurlarını aldılar
Seçim  Öncesi Köprü yapacağız  diye  vaatler  Rafa  kalkınca Bogazköy halkı  ayaklandı. Karaçam Köyü Kestanelik  mevkiinden  yapılacak  Köprünün  bir an  önce  yapılmasını  istiyorlar. Bogazköy’ün Huzuru HES’lerin yapılmaya  başlamasıyla  bozulmaya  başladı.Huzurun  adresi olan Bogazköy  halkının  huzurunu kaçıran  ne  varsa  oluşmaya  başlamış,birileri  Bogazköy’ün  huzurlu olmasını kıskanmış olacak  Şimdi   sadece  Oy  ver yeter  diyorlar.Ancak Bogazköy  halkı  Huzurlarını  geri istiyorlar. HES,Kum Ocakları,Taş Ocakları,Hızlı Tren   Huzurlarını Kaçırmış, 125 yıl  önce  bu huzurlu insanları  düşünerek HAYDARPAŞA-Eskişehir  Demir Yolunun  Sakarya  Nehri  üzerinden  geçen  Köprüye  ilave  yaparak  Bu  Huzurlu insanlara  her  türlü  kolaylığı  tanınmışken   şimdi  zulum,eziyet,huzursuzluk  ortamı  sağlanmış.HES  şantiyesi Tüm  güzellikleri almış  götürmüş,Hızlı Tren geçecek  diye  geçişler  kapanmış, Yöredeki  Yaban  hayatı ile  insan  hayatını  sonlandıran  her  türlü  çalışma  hızla  devam ediyor.İşte  Geyve’nin  en  uzak  köyü  Bogazköy’ü kendilerinden  dinleyelim. Rüzgarın zaman zaman sert, kimi zaman meltemsi esintisi, sallanan yapraklar, yazın verdiği serinlik kışın verdiği üşüme hissi hafif bir ürperti. Köyümüzün olmazsa olmazlarındandır.bogazdabirkoyvar2karacambogazdayolyok1bogazdabirkoyvar1 Bu  Fotoğrafı  Yan  koymak  zornda  kaldık  düzden anlamayanlar  yandan  anlar diye Bogazköy; Sakarya ili sınırları içerisinde Geyve ilçsine bağlı küçük bir köydür. Bilecik – Eskişehir karayolu üzerinde Doğançay sapağından girince 4 km gitmeniz gereken, orman ile insanların ve diğer canlıların kaynaştığı bir ortamdadır. Karşıdan bakıldığında, mevsim yaz ise yapraklardan pek birşey gözükmez. Yeşil içinde koybolur herşey. Yolumuz, Doğançay’dan başlayıp, demirköprüyü de içine alarak kimi zaman Sakarya nehrine nispet yaparcasına kıvrılarak devam etmektedir. Bir tarafında Doğançay köyü, öbür tarafında Kışlaçay (Yeniköy) sınır komşusudur. Konumunun verdiği iklimsel özelliklerinin başında bol rüzgarlı olması vardır. Geyve ilçesinden adını alan “Boğaz” çıkış olarak köyümüzde son bulmaktadır. Demir köprüden sonra, çiftlik dediğimiz mevkiiye gelinir. Burada ekime el verişli topraklarımız vardır. Gelişmeyle paralel olarak köyümüzden yer alarak yerleşenler bulunmaktadır. Bunlardan biri ailece yer alıp yerleşen, hayvan sever kişiliği ile tanınan “Köpek Çiftliği” sahibi komşumuzdur. Bu çiftlik çeşitli ırklara ait köpeklerle birlikte sokak köpeklerine de  ev sahipliği yapmaktadır. Köy’e yaklaşırken Kırmalık Mahallemize çıkan yolda tabelayı görünce saparsınız, geriye dönmenize gerek kalmaz. Bu mahallenin adı, ilk kuruluş sırasında ormanlık alanın kırılarak açılmasından gelmekte olduğu rivayet edilmektedir. Kırmalık mahallesinde bugün 18 hane bulunmaktadır. Sakarya nehri kıyısına parallel uzanan tarlalarımız, açılan kum ocaklarının su seviyesini düşürmesi ve tarlalarımızın verimsizleşmesi neticesinde verimli tarım yapılamaması bu arazilerde insanlarımızı konut inşaatlarına yöneltmiştir. Sonra tavuk çiftlikleri başlar. Tek katlı uzun yapılar kendilerini göstermektedir. Aynı zamanda köyün merkezinede yaklaştığınızın habercisidir bu yapılar. Eskiden “germe” diye bilinen küçük derenin üzerinden geçtiğinizde köye girmişsiniz demektir. “Germe” eskiden hayvanların çiflik mevkiine geçip ekili alanlara zarar vermemesi için yapılmış ve gelip geçenlerin açıp kapattıkları ve sürakli kapalı tutulduğu bir köy kapısı idi. “Germe” den sonra hemen yukarı sapıldığında bir başka haneler topluluğuna ulaşılır. Yol ileride biter. Oradaki sakinlerimizle tanıştıktan sonra geri döner ve yolunuza, köy merkezine doğru devam edersiniz. Bakkalımızın önünden geçtikten sonra merkez kabul ettiğimiz Boğazköy Camii’nin bulunduğu meydana gelirsiniz. Camii avlusunda köyümüz kurucusu ve bir zamanlar adını verdiği Şahan bey ve aile fertlerinden bazılarının kabirleri ve eski mezar taşlarını görürsünüz. Meydan dan yukarı, köyümüz su deposuna doğru uzanan yol üzerinde pek çok hane vardır. Haneler kimi eski, kimi yeni modern görünüşlüdür ama eskiye oranla içlerinde sürekli yaşayanlar azalmıştır. Haftasonları, tatil zamanları ve yaz aylarında şenlenirler genelde.  Su deposundan devam eden ham yol kömürlük mevkiine kadar gider, mezarığın yanından Kışlaçay yoluna bağlanır. Ormana sıfır bu yoldan Sakarya ovasının muhteşem görüntüsünü anlatmak kelimelere sığmaz. Köy meydanından Kışlaçay istikametinde yolumuza devam ettiğimizde, solunuzda köyümüz muhtarlığı ve boğazköy spor klübünün binasının bulunduğu alanı görürsünüz. Bu meydanda bir zamanlar köyümüzün ilk camii, köy odası, imam evi, okulu ve fırını varmış. Bu arazinin Sakarya nehrine kıyısı olması izleyenlere güzel panaromalar sunar. Şimdilerde kum ocaklarının meydana getirdiği havuzlar Sakaryanın genişlemesine neden olmuştur.doğal görüntüsünden uzaklaşan panaromamız farklı görseller sunmaktadır. Kömürlük mevkiine kadar yolun sağına soluna serpiştirilmiş evler merkez mahallemizin uzandığı uç noktadır. Günümüzde merkez mahallemizde 47 hane mevcuttur. Köyümüz çıkışında son yerleşke Osman Bey’in çiftliğidir. Sonrasında Kışlaçay ile sınırımızı oluşturan Oluk dere gelmektedir. Ihlamur ağaçlarının çiçeklendiği zamana köyümüz mis gibi ıhlamur kokar. Sırtımızı yasladığımız dağdan gelen bol oksijenli hava ciğerlerimizi doldurur. Yeşilin onlarca çeşidini görürsünüz. Otsu bitkilerin yerden fışkırdığı bir tabiata sahiptir köyümüz. Renk renk çiçekler cok keyifli görseller sunar ayrı ayrı her kıvrımında yolun. Geceleri kuş sesinden uyuyamayabilirsiniz. Çok çeşitli kuşlar, sincaplar oynaşır durur ağaçlarda. Köy kahvesinin arkasındaki yola inerseniz Sakarya ırmağı ile hemen hemen aynı seviyede olursunuz. Cevizlik mevkiine, oradanda kum ocakları arasından ana yola ve diğer köylere de ulaşabilirsiniz. Olta balıkçılarının vazgeçilmez mekanlarından biridir Sakarya sahillerimiz. Kömürlük mevkiinin altına düşen yerde depremlar sonucu yeryüzüne çıkan kükürtlü suyumuz şifalı olarak Kabul edilir ve pekçok insanın bu sudan ve çamurundan yararlanmak üzere köyümüze geldiği gözlenmektedir. Özellikle yaz aylarında köy nüfusu çoğalır. Yöresel yemeklerimizin bir çeşidine rastlamamanız imkansızdır. Kömürlük mevkiinde köy mezarlığnın geçince orman içine doğru tırmanan ham orman yolu trakingçiler için çok güzel bir parkur sunar. Ayıoynak’tan boğaza doğru giden patikalar kısa bir parkur oluşturur. Boğaz çıkışnı tepeden seyretmenin güzelliği ancak görüldüğünde anlaşılır. Diğer uzun parkur ise maksudiye şelalesine kadar uzanabilmektedir. Baharda çiçeklerle bezenir köyümüz. Çeşitli meyve ağaçları birbiri ardına sonu gelmez bir resital gibi güzelliklere güzellik katar. Kışı ayrı güzeldir. Hele birde kar yağdığında. Orman yapraklarını dökmüş ve karla buluşmuş orman örtüsü ile muhteşem görünür. Hiç erimesin diye aklınızdan geçer. Hele fotoğraf meraklılarının zaman zaman köyümüze yaptığı gezilere denk gelirseniz ne demek istediğimizi daha da iyi anlarsınız. Dünyanın her yeri gibi köyümüzde bir kanser gibi etrafını tahrip eden etkenlerden, doğal ve insane eliyle yapılan çevre felaketinden nasibini alacaktır. Yok olmadan sizlerde bu doğa güzeli köyümüzü görün… Köyümüz Orman köyüdür. Köyümüzün geçmiş dönemlerde en önemli geçim kaynağı ipek böceği yetiştiriciliği idi. Kiraz, elma, ceviz, buğday, arpa, mısır, fındık tarımı ek olarak hem pazar için hem zati ihtiyaç için üretilirdi. Hemen her hanede böçeklik bulunurdu. Baharın gelmesiyle dut ağaçlarının bol sürgün verdiği dönemler ipek böcekçilerinin hummalı  çalışma zamanlarıydı. Orman işletmesinden alınan kesimler, dağlarımızdaki ıhlamur ve kestane  ağaçları önemli bir geçim kaynağıydı. Köy halkı ıhlamur çiçeği ve kestane toplayıp satarak aile bütçelerine katkı yapmaktaydılar. Köyümiz gençleri  okuyup meslek sahibi oldukça, yada köy dışında iş imkanı arayışına girdikçe tarım arazileri ve kurulu bahçeler ilgisiz kalmaya başladı. Üreten bir yapıdan tüketen bir yapıya  yönelmiştir. Giderek dışa bağımlı hale gelmiştir. Yurdun ve dünyanın çeşitli yerlerine iş için giden pek çok insanımız vardır. Kazandıklarını kendi geçimlerinde harcamaktadırlar. Ancak tam olarak köyünden kopan hemen hiç kimse yoktur. Dışarda yaşayıp belirli bir ekonomik yapıya ulaşan ve özellikle emekli olduktan sonra köyüne geri gelip yerleşen ve modern konutlar yaptıranların sayısıda azımsanmayacak kadardır. Bu kişiler ata topraklarına bakmaya başlamışlar ve canlandırmaya çalışmaktadırlar. Çeşitli tarımsal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Özellikle çeşitli fidan dikimi ağarlıktadır. Buda ileride köyümüzün daha ağaçlıklı ve bol meyve üreten bir yer haline geleceğinin  belirtesidir. Günümüzde  tarıma bağlı olarak yaşayan aileler içinde genç nufus çok azdır. Genelde tarım ve hayvancılık ağarlıklı uğraşı dalıdır. 12 hane büyükbaş hayvancılık yapmaktadır. Bunlardan iki tanesi orta ölçekli diğerleri çok küçük ölçeklidir. Fındık, mısır, yulaf, yonca, ziraatinin yanında, ceviz yetiştiriçiliği hareketlenen alanlardan biridir. Köyümüzde inşaat işleri ile uğraşan 5-6 kişi vardır. Fındık bahçelerinin tımarında yövmiyeli çalışanlarımız ile ücret karşılığı fındık toplama işinde çalışacak kadar gücü kuvveti yerinde olanlar aile bütçelerine katkıda bulunma çabası içindedirle. Köyümüze dışardan gelerek çiftlik tarzı işletme kuran ve hobi anlamında ev yapan kişilerin çiftliklerinde yine dışardan gelen ücretli çalışanlarmız vardır. Bu işletme kişilerin köy ekonomisine herhangi bir katkısı olmamaktadır. Köyümüz halkına doğrudan ekonomik katkı sağlayan tek işletme uzun süredir faaliyet gösteren yumurta çiftliğidir. Yedi haneden, beşi bayan dokuz kişiye iş imkanı sağlamaktadır. Köyümüzde faal olarak bulunan bir hızar atölyeside mevcutur. Önceleri köyümüzün iki kahvehanesi vardı. Şimdi ise kahvehane tektir. Köydeki para döngüsü iki kıraathaneyi taşımamıştır. Burası köy halkının buluşma noktasıdır aynı zamanda. Bir tane de bakkal bulunmaktadır. Köy halkının önemli kısmı kendi yaş sebzesini yetiştirmektedir. Perşembe günleri Pazar ihtiyaçlarını karşılamak için bağlı oldukları ilçeye (Geyve) gitmektedirler. Bu işi komşumuz Kışlaçay ve Boğazköy’ün sakinlerini topluca Geyve’ye götüren taşıt münavebeli olarak sağlamaktadır. Bunun dışında köyümüze ulaşımı sağlayan toplu taşımacılık hizmeti henüz gelmemiştir. Herhangi bir iş için köy dışına çıkmak isteyenler, yaz-kış, yagmur-kar demeden ana yola 3 km lik mesafeyi yürüyerek, taksi çağıarak, yada otostop yaparak kat etmek zorundadırlar. Hayvancılık yapan aileler içinde çiftlik işletmeciliği yapan iki ailenin dışındakilerin üretimleri genellikle hane ihtiyacı için kullanılmaktadır. Üretim düşmüştür. Hane ihtiyacından artan miktar köyün diğer hanelerinin ihtiyaçlarına yada süt toplayıcılarına satılmaktadır. Tonajlı fındık üreten hane sayısıda bir kaçtanedir. Sanaiye yönelik mısır üretimi yerini hayvan yemi amaçlı slaj ekimine bırakmıştır. Köyümüzün zirai çalışmalara elverişli toprakları çiftlik mevkiinde bulunmaktadır. Ovanın bir zamanlar verimli toprakları, Sakarya nehri boyunca açılan kum ocakları faaliyetleri neticesinde su seviyesinin 8-10 m. kadar düşmesine, taban suyunun çekilmesine sebep olmuş, bunun sonucu olarak verimsizleşmiştir. İklimsel değişikliğinin sebep olduğu kuraklığında eklenmesiyle Sakarya nehrinden su pompalayarak ürün alınmasına çalışılmaktadır. Maddi güç olarak sulama imkanına sahip bir kaç hanenin dışında bu imkandan yararlanan başka hane yoktur. Gelir düzeyi düşük olan yer sahibi köylülerin bu topraklarını verimi işletememeleri yetersiz maddi güç ve küçük alanlarda yüksek maliyetler nedeniyle, gelirinin daha da düşmesine neden olmaktadır. Ürünlerin para etmeyişide küçük üretici olan köy halkının topraktan kopmalarına, gurbette iş aramaya yönlendirmiştir. Tüm bu faaliyetlere karşı köyümüz halkının geliri birkaç hane dışında çok düşüktür ve köy dışına bağımlıdır.kopruyuunuttular1 kopruyuunuttular2 kopruyuunuttular3 kopruyuunuttular4 kopruyuunuttular5 kopruyuunuttular6 kopruyuunuttular7 kopruyuunuttular8 Geyve Boğazköy Ağlıyor… Sakarya ili Geyve boğazının kuzey girişinde bulunan ve doğal güzelliği ile adından söz ettiren Boğazköy Köyü son zamanlardaki Hes ve Kum ocağı çalışmaları ile adeta ağlıyor. Köylülerin tepki göstermesine rağmen bir sonuç alınamayan bölgedeki çalışmalar sonucunda Boğazköy’ün eski görüntüsünden eser kalmadı. Geyve ilçesi Boğazköy Köyünde bulunan kum ocaklarından kum çıkarmak için Sakarya Nehrine yapılan hunharca saldırı sonrası BOĞAZKÖY toprakları adeta çökerek tarım arazileri yok oluyor. Boğazköy sakinleri Köyümüz yerlesim bölgesi ve etrafında bulunan kum ocaklarına her ne kadar tepki göstermeğe çalıştıysak da muvaffak olamadık, dedi Köy’ün Mezarı Oldu. Kum ocakları netice itibarı ile köyümüz ve köylümüzün mezarı oldu. Mezar’dan bahsedince hemen ölmek gerekmez, bazı komşularımız arazilerinden ürün olarak faydalanamadıkları için arazilerini de kumculara satmak zorunda kaldılar, ama paralarının ne kadarını alabildiler oda bilinmez. Hes Ayrı Bir Dert Bu olayı atlatamadan köyümüze bir hidro elektrik santral olayı geldi. 20 dönüm civarında bir kamulaşma olayı gerçekleştirildi, devlet dönümüne onbeş bin TL. gibi bir rakamla yerleri satın aldı ve o zaman taklalar attık. Arazisinin tamamını satanlar rahatladıklarını sandılar arazilerinin bir kısmını satanlarda şükrettiler . Nehir seviyesi 15-20 Mt. Düştü. Ama bu gün Sakarya yatağı ova seviyesinden o kadar aşağıya düştü ki daha ne kadar düşeceği de belli değil, şimdi tarım arazilerimizin geri kalan yani kamulaştırılmayan yaklaşık 700 ( yedi yüz ) dönüm kadar kısmı dip suyunun 15- 20 metre kadar derinlere çekilmesinden sonra yıllık üretilen tarım mahsüllerini bırakın bu gün ağaç bile yetişmemektedir. Köy Sakinlerin:köyümüz ovası tarım arazisinde yeri olan her arkadaşımız tapu fotokopilerini çıkartıp ses getirebilecek bir avukat’a vekalet verip mahkeme davası açmak için girişimler de bulunuyoruz. Boğazköy Dedelerimizin Emaneti Bizim arazilerimiz günümüze dedelerimizden gelmiş ve torunlarımıza kadar gidecektir diyen Ömür; Arazinin bu günkü değeri ile hesaplamayıp nesilden nesile devrederken alınabilecek tüm mahsüllerin gündeme getirilmesini hesaba katmak gerektiğini belirterek, eğer adalet varsa bu davayı BOĞAZKÖY’lümüzün kazanacağını düşünüyorum, dedi. Ocağı Sıkıntısı Geyve Boğazının güzelliği dillere destan Köyü olan Boğazköyü’nde Taş Ocağı açılacak duyumları köylüleri hareketlendirdi. Boğazköy sakinlerinden alınan bilgiler doğrultusunda Köyümüze sahip çıkmanın zamanıdır. Edinilen bilgilere göre, Köyümüzün üst kısmında aşağıdaki haritalarda işaretli bölgede taş ocağı açılacak. Ruhsat sahibinin Ankaradan bir iş adamı olduğu bilgisi var elimizde. İki aydır köyümüze gelip gittiği öğrenildi. Ruhsat alanı Boğazköy toplam alanına eşit bir büyüklük hemen hemen. Haritalarda işaretli bölgeden yola Boğazköy – Doğançay yoluna inmek için tarlalardan geçiş yolu aramakta olduğu bilgisi de kulağımıza ulaşan haberlerden. Maden Ruhsatı Verilmiş.. 2A alanı olarak belirlenen doğa parçasına, Madenişleri Genel Müdürlüğü Tarafından “maden arama ruhsatı” verilmiş. Bu alanda çalışma ruhsatı da alındığı taktirde geri dönüşü olmayan bir yola girilecektir. Geri dönüşü olmayan yol Taş ocağı açıldığı taktirde; Elimizde kalan son doğa güzelliği ve yaban hayat telafisi imkansız büyük zarar görecek. Köy taş tozu altında kalacak. Astım hastalıkları görülmeye başlanacak ve artarak da hastalık gelişecek. agır taşıtlar trafik sorunu yaratacak. Akasya, Kestane ve Ihlamur ormanlarımız toz tabakasıyla kaplanacak. verimleri düşecek ve kurumalarına neden olacak. Zaman içinde yok olacak. Hayvan otlatmayı köylü kendi tarlarında yapsada tozdan etkilenmiş otları hayvanlarına yedirmek zorunda kalacaklar. Yaban hayatı ve doğal flora yok olacaktır Bölgemiz Türkiye coğrafyasında flora çeşitliliği bakımından sayılı yerlerden bir bölgedir. Bu nedenlede köyümüz dahil olmak üzere bölgemizde arıcılık faaliyetleri yürütülmektedir. Arı kolonilerinin devamı ve organik ölçülerde bal üretimi açılacak taş ocağı ile yok olacaktır. Gezici arıcılarda binlerce koloniyi bölgemizde konaklatmaktadırlar. Bundan sonra faaliyetlerini sürdüremeyecekler. Hayvancılık, arıcılık ve tarım ürünleri ile geçimlerini sağlayan halk gittikçe verimsizleşecek bu topraklarda yaşayamaz hale geleceklerdir. Su kaynaklarımız da etkilenecek, doğal yapı bozulduğu için su kaynakları kuruma tehdidi ile karşı karşıya kalacaktır. Kimyasal Atık tehlikesi Çalışmalarda kullanılacak makinelerin kimyasal atıklarıda sularımızın kirlenmesine neden olacaktır. Böyle bir taş ocağının varlığı köyümüzdeki ve civar köylerdeki arazi fiyatlarınıda olumsuz yönde etkileyecek, bu coğrafyada yerleşmek, mülk edinmek isteyenleride uzaklaştıracaktır. Dinamit atışları yaban hayatın tamamını olumsuz etkileyecek, meydana gelen sarsıntılar etkili olacak ve gürültü kirliliğine yol açacak. Yıllarca kum ocaklarından çeken yöre halkımız şimdide taş ocağından mağdur olacaklar. Doğamızla gururlanıp her fırsatta gelen köy dışında yaşayan ve köyde yaşayan tüm halkımızın bu duruma karşı birlik olması gerekmektedir. Hiç olmazsa buralar bozulmadan gelin köyünüzün bu doğasını fotoğraflayın, soluyun ve içinize sindirin. Bundan sonra göremeyeceksiniz ve torunlarınıza karşı başınız önünüzde olacaktır.
Seçim  Öncesi Köprü yapacağız  diye  vaatler  Rafa  kalkınca Bogazköy halkı  ayaklandı. Karaçam Köyü Kestanelik  mevkiinden  yapılacak  Köprünün  bir an  önce  yapılmasını  istiyorlar. Bogazköy’ün Huzuru HES’lerin yapılmaya  başlamasıyla  bozulmaya  başladı.Huzurun  adresi olan Bogazköy  halkının  huzurunu kaçıran  ne  varsa  oluşmaya  başlamış,birileri  Bogazköy’ün  huzurlu olmasını kıskanmış olacak  Şimdi   sadece  Oy  ver yeter  diyorlar.Ancak Bogazköy  halkı  Huzurlarını  geri istiyorlar. HES,Kum Ocakları,Taş Ocakları,Hızlı Tren   Huzurlarını Kaçırmış, 125 yıl  önce  bu huzurlu insanları  düşünerek HAYDARPAŞA-Eskişehir  Demir Yolunun  Sakarya  Nehri  üzerinden  geçen  Köprüye  ilave  yaparak  Bu  Huzurlu insanlara  her  türlü  kolaylığı  tanınmışken   şimdi  zulum,eziyet,huzursuzluk  ortamı  sağlanmış.HES  şantiyesi Tüm  güzellikleri almış  götürmüş,Hızlı Tren geçecek  diye  geçişler  kapanmış, Yöredeki  Yaban  hayatı ile  insan  hayatını  sonlandıran  her  türlü  çalışma  hızla  devam ediyor.İşte  Geyve’nin  en  uzak  köyü  Bogazköy’ü kendilerinden  dinleyelim. Rüzgarın zaman zaman sert, kimi zaman meltemsi esintisi, sallanan yapraklar, yazın verdiği serinlik kışın verdiği üşüme hissi hafif bir ürperti. Köyümüzün olmazsa olmazlarındandır.bogazdabirkoyvar2karacambogazdayolyok1bogazdabirkoyvar1 Bu  Fotoğrafı  Yan  koymak  zornda  kaldık  düzden anlamayanlar  yandan  anlar diye Bogazköy; Sakarya ili sınırları içerisinde Geyve ilçsine bağlı küçük bir köydür. Bilecik – Eskişehir karayolu üzerinde Doğançay sapağından girince 4 km gitmeniz gereken, orman ile insanların ve diğer canlıların kaynaştığı bir ortamdadır. Karşıdan bakıldığında, mevsim yaz ise yapraklardan pek birşey gözükmez. Yeşil içinde koybolur herşey. Yolumuz, Doğançay’dan başlayıp, demirköprüyü de içine alarak kimi zaman Sakarya nehrine nispet yaparcasına kıvrılarak devam etmektedir. Bir tarafında Doğançay köyü, öbür tarafında Kışlaçay (Yeniköy) sınır komşusudur. Konumunun verdiği iklimsel özelliklerinin başında bol rüzgarlı olması vardır. Geyve ilçesinden adını alan “Boğaz” çıkış olarak köyümüzde son bulmaktadır. Demir köprüden sonra, çiftlik dediğimiz mevkiiye gelinir. Burada ekime el verişli topraklarımız vardır. Gelişmeyle paralel olarak köyümüzden yer alarak yerleşenler bulunmaktadır. Bunlardan biri ailece yer alıp yerleşen, hayvan sever kişiliği ile tanınan “Köpek Çiftliği” sahibi komşumuzdur. Bu çiftlik çeşitli ırklara ait köpeklerle birlikte sokak köpeklerine de  ev sahipliği yapmaktadır. Köy’e yaklaşırken Kırmalık Mahallemize çıkan yolda tabelayı görünce saparsınız, geriye dönmenize gerek kalmaz. Bu mahallenin adı, ilk kuruluş sırasında ormanlık alanın kırılarak açılmasından gelmekte olduğu rivayet edilmektedir. Kırmalık mahallesinde bugün 18 hane bulunmaktadır. Sakarya nehri kıyısına parallel uzanan tarlalarımız, açılan kum ocaklarının su seviyesini düşürmesi ve tarlalarımızın verimsizleşmesi neticesinde verimli tarım yapılamaması bu arazilerde insanlarımızı konut inşaatlarına yöneltmiştir. Sonra tavuk çiftlikleri başlar. Tek katlı uzun yapılar kendilerini göstermektedir. Aynı zamanda köyün merkezinede yaklaştığınızın habercisidir bu yapılar. Eskiden “germe” diye bilinen küçük derenin üzerinden geçtiğinizde köye girmişsiniz demektir. “Germe” eskiden hayvanların çiflik mevkiine geçip ekili alanlara zarar vermemesi için yapılmış ve gelip geçenlerin açıp kapattıkları ve sürakli kapalı tutulduğu bir köy kapısı idi. “Germe” den sonra hemen yukarı sapıldığında bir başka haneler topluluğuna ulaşılır. Yol ileride biter. Oradaki sakinlerimizle tanıştıktan sonra geri döner ve yolunuza, köy merkezine doğru devam edersiniz. Bakkalımızın önünden geçtikten sonra merkez kabul ettiğimiz Boğazköy Camii’nin bulunduğu meydana gelirsiniz. Camii avlusunda köyümüz kurucusu ve bir zamanlar adını verdiği Şahan bey ve aile fertlerinden bazılarının kabirleri ve eski mezar taşlarını görürsünüz. Meydan dan yukarı, köyümüz su deposuna doğru uzanan yol üzerinde pek çok hane vardır. Haneler kimi eski, kimi yeni modern görünüşlüdür ama eskiye oranla içlerinde sürekli yaşayanlar azalmıştır. Haftasonları, tatil zamanları ve yaz aylarında şenlenirler genelde.  Su deposundan devam eden ham yol kömürlük mevkiine kadar gider, mezarığın yanından Kışlaçay yoluna bağlanır. Ormana sıfır bu yoldan Sakarya ovasının muhteşem görüntüsünü anlatmak kelimelere sığmaz. Köy meydanından Kışlaçay istikametinde yolumuza devam ettiğimizde, solunuzda köyümüz muhtarlığı ve boğazköy spor klübünün binasının bulunduğu alanı görürsünüz. Bu meydanda bir zamanlar köyümüzün ilk camii, köy odası, imam evi, okulu ve fırını varmış. Bu arazinin Sakarya nehrine kıyısı olması izleyenlere güzel panaromalar sunar. Şimdilerde kum ocaklarının meydana getirdiği havuzlar Sakaryanın genişlemesine neden olmuştur.doğal görüntüsünden uzaklaşan panaromamız farklı görseller sunmaktadır. Kömürlük mevkiine kadar yolun sağına soluna serpiştirilmiş evler merkez mahallemizin uzandığı uç noktadır. Günümüzde merkez mahallemizde 47 hane mevcuttur. Köyümüz çıkışında son yerleşke Osman Bey’in çiftliğidir. Sonrasında Kışlaçay ile sınırımızı oluşturan Oluk dere gelmektedir. Ihlamur ağaçlarının çiçeklendiği zamana köyümüz mis gibi ıhlamur kokar. Sırtımızı yasladığımız dağdan gelen bol oksijenli hava ciğerlerimizi doldurur. Yeşilin onlarca çeşidini görürsünüz. Otsu bitkilerin yerden fışkırdığı bir tabiata sahiptir köyümüz. Renk renk çiçekler cok keyifli görseller sunar ayrı ayrı her kıvrımında yolun. Geceleri kuş sesinden uyuyamayabilirsiniz. Çok çeşitli kuşlar, sincaplar oynaşır durur ağaçlarda. Köy kahvesinin arkasındaki yola inerseniz Sakarya ırmağı ile hemen hemen aynı seviyede olursunuz. Cevizlik mevkiine, oradanda kum ocakları arasından ana yola ve diğer köylere de ulaşabilirsiniz. Olta balıkçılarının vazgeçilmez mekanlarından biridir Sakarya sahillerimiz. Kömürlük mevkiinin altına düşen yerde depremlar sonucu yeryüzüne çıkan kükürtlü suyumuz şifalı olarak Kabul edilir ve pekçok insanın bu sudan ve çamurundan yararlanmak üzere köyümüze geldiği gözlenmektedir. Özellikle yaz aylarında köy nüfusu çoğalır. Yöresel yemeklerimizin bir çeşidine rastlamamanız imkansızdır. Kömürlük mevkiinde köy mezarlığnın geçince orman içine doğru tırmanan ham orman yolu trakingçiler için çok güzel bir parkur sunar. Ayıoynak’tan boğaza doğru giden patikalar kısa bir parkur oluşturur. Boğaz çıkışnı tepeden seyretmenin güzelliği ancak görüldüğünde anlaşılır. Diğer uzun parkur ise maksudiye şelalesine kadar uzanabilmektedir. Baharda çiçeklerle bezenir köyümüz. Çeşitli meyve ağaçları birbiri ardına sonu gelmez bir resital gibi güzelliklere güzellik katar. Kışı ayrı güzeldir. Hele birde kar yağdığında. Orman yapraklarını dökmüş ve karla buluşmuş orman örtüsü ile muhteşem görünür. Hiç erimesin diye aklınızdan geçer. Hele fotoğraf meraklılarının zaman zaman köyümüze yaptığı gezilere denk gelirseniz ne demek istediğimizi daha da iyi anlarsınız. Dünyanın her yeri gibi köyümüzde bir kanser gibi etrafını tahrip eden etkenlerden, doğal ve insane eliyle yapılan çevre felaketinden nasibini alacaktır. Yok olmadan sizlerde bu doğa güzeli köyümüzü görün… Köyümüz Orman köyüdür. Köyümüzün geçmiş dönemlerde en önemli geçim kaynağı ipek böceği yetiştiriciliği idi. Kiraz, elma, ceviz, buğday, arpa, mısır, fındık tarımı ek olarak hem pazar için hem zati ihtiyaç için üretilirdi. Hemen her hanede böçeklik bulunurdu. Baharın gelmesiyle dut ağaçlarının bol sürgün verdiği dönemler ipek böcekçilerinin hummalı  çalışma zamanlarıydı. Orman işletmesinden alınan kesimler, dağlarımızdaki ıhlamur ve kestane  ağaçları önemli bir geçim kaynağıydı. Köy halkı ıhlamur çiçeği ve kestane toplayıp satarak aile bütçelerine katkı yapmaktaydılar. Köyümiz gençleri  okuyup meslek sahibi oldukça, yada köy dışında iş imkanı arayışına girdikçe tarım arazileri ve kurulu bahçeler ilgisiz kalmaya başladı. Üreten bir yapıdan tüketen bir yapıya  yönelmiştir. Giderek dışa bağımlı hale gelmiştir. Yurdun ve dünyanın çeşitli yerlerine iş için giden pek çok insanımız vardır. Kazandıklarını kendi geçimlerinde harcamaktadırlar. Ancak tam olarak köyünden kopan hemen hiç kimse yoktur. Dışarda yaşayıp belirli bir ekonomik yapıya ulaşan ve özellikle emekli olduktan sonra köyüne geri gelip yerleşen ve modern konutlar yaptıranların sayısıda azımsanmayacak kadardır. Bu kişiler ata topraklarına bakmaya başlamışlar ve canlandırmaya çalışmaktadırlar. Çeşitli tarımsal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Özellikle çeşitli fidan dikimi ağarlıktadır. Buda ileride köyümüzün daha ağaçlıklı ve bol meyve üreten bir yer haline geleceğinin  belirtesidir. Günümüzde  tarıma bağlı olarak yaşayan aileler içinde genç nufus çok azdır. Genelde tarım ve hayvancılık ağarlıklı uğraşı dalıdır. 12 hane büyükbaş hayvancılık yapmaktadır. Bunlardan iki tanesi orta ölçekli diğerleri çok küçük ölçeklidir. Fındık, mısır, yulaf, yonca, ziraatinin yanında, ceviz yetiştiriçiliği hareketlenen alanlardan biridir. Köyümüzde inşaat işleri ile uğraşan 5-6 kişi vardır. Fındık bahçelerinin tımarında yövmiyeli çalışanlarımız ile ücret karşılığı fındık toplama işinde çalışacak kadar gücü kuvveti yerinde olanlar aile bütçelerine katkıda bulunma çabası içindedirle. Köyümüze dışardan gelerek çiftlik tarzı işletme kuran ve hobi anlamında ev yapan kişilerin çiftliklerinde yine dışardan gelen ücretli çalışanlarmız vardır. Bu işletme kişilerin köy ekonomisine herhangi bir katkısı olmamaktadır. Köyümüz halkına doğrudan ekonomik katkı sağlayan tek işletme uzun süredir faaliyet gösteren yumurta çiftliğidir. Yedi haneden, beşi bayan dokuz kişiye iş imkanı sağlamaktadır. Köyümüzde faal olarak bulunan bir hızar atölyeside mevcutur. Önceleri köyümüzün iki kahvehanesi vardı. Şimdi ise kahvehane tektir. Köydeki para döngüsü iki kıraathaneyi taşımamıştır. Burası köy halkının buluşma noktasıdır aynı zamanda. Bir tane de bakkal bulunmaktadır. Köy halkının önemli kısmı kendi yaş sebzesini yetiştirmektedir. Perşembe günleri Pazar ihtiyaçlarını karşılamak için bağlı oldukları ilçeye (Geyve) gitmektedirler. Bu işi komşumuz Kışlaçay ve Boğazköy’ün sakinlerini topluca Geyve’ye götüren taşıt münavebeli olarak sağlamaktadır. Bunun dışında köyümüze ulaşımı sağlayan toplu taşımacılık hizmeti henüz gelmemiştir. Herhangi bir iş için köy dışına çıkmak isteyenler, yaz-kış, yagmur-kar demeden ana yola 3 km lik mesafeyi yürüyerek, taksi çağıarak, yada otostop yaparak kat etmek zorundadırlar. Hayvancılık yapan aileler içinde çiftlik işletmeciliği yapan iki ailenin dışındakilerin üretimleri genellikle hane ihtiyacı için kullanılmaktadır. Üretim düşmüştür. Hane ihtiyacından artan miktar köyün diğer hanelerinin ihtiyaçlarına yada süt toplayıcılarına satılmaktadır. Tonajlı fındık üreten hane sayısıda bir kaçtanedir. Sanaiye yönelik mısır üretimi yerini hayvan yemi amaçlı slaj ekimine bırakmıştır. Köyümüzün zirai çalışmalara elverişli toprakları çiftlik mevkiinde bulunmaktadır. Ovanın bir zamanlar verimli toprakları, Sakarya nehri boyunca açılan kum ocakları faaliyetleri neticesinde su seviyesinin 8-10 m. kadar düşmesine, taban suyunun çekilmesine sebep olmuş, bunun sonucu olarak verimsizleşmiştir. İklimsel değişikliğinin sebep olduğu kuraklığında eklenmesiyle Sakarya nehrinden su pompalayarak ürün alınmasına çalışılmaktadır. Maddi güç olarak sulama imkanına sahip bir kaç hanenin dışında bu imkandan yararlanan başka hane yoktur. Gelir düzeyi düşük olan yer sahibi köylülerin bu topraklarını verimi işletememeleri yetersiz maddi güç ve küçük alanlarda yüksek maliyetler nedeniyle, gelirinin daha da düşmesine neden olmaktadır. Ürünlerin para etmeyişide küçük üretici olan köy halkının topraktan kopmalarına, gurbette iş aramaya yönlendirmiştir. Tüm bu faaliyetlere karşı köyümüz halkının geliri birkaç hane dışında çok düşüktür ve köy dışına bağımlıdır.kopruyuunuttular1 kopruyuunuttular2 kopruyuunuttular3 kopruyuunuttular4 kopruyuunuttular5 kopruyuunuttular6 kopruyuunuttular7 kopruyuunuttular8 Geyve Boğazköy Ağlıyor… Sakarya ili Geyve boğazının kuzey girişinde bulunan ve doğal güzelliği ile adından söz ettiren Boğazköy Köyü son zamanlardaki Hes ve Kum ocağı çalışmaları ile adeta ağlıyor. Köylülerin tepki göstermesine rağmen bir sonuç alınamayan bölgedeki çalışmalar sonucunda Boğazköy’ün eski görüntüsünden eser kalmadı. Geyve ilçesi Boğazköy Köyünde bulunan kum ocaklarından kum çıkarmak için Sakarya Nehrine yapılan hunharca saldırı sonrası BOĞAZKÖY toprakları adeta çökerek tarım arazileri yok oluyor. Boğazköy sakinleri Köyümüz yerlesim bölgesi ve etrafında bulunan kum ocaklarına her ne kadar tepki göstermeğe çalıştıysak da muvaffak olamadık, dedi Köy’ün Mezarı Oldu. Kum ocakları netice itibarı ile köyümüz ve köylümüzün mezarı oldu. Mezar’dan bahsedince hemen ölmek gerekmez, bazı komşularımız arazilerinden ürün olarak faydalanamadıkları için arazilerini de kumculara satmak zorunda kaldılar, ama paralarının ne kadarını alabildiler oda bilinmez. Hes Ayrı Bir Dert Bu olayı atlatamadan köyümüze bir hidro elektrik santral olayı geldi. 20 dönüm civarında bir kamulaşma olayı gerçekleştirildi, devlet dönümüne onbeş bin TL. gibi bir rakamla yerleri satın aldı ve o zaman taklalar attık. Arazisinin tamamını satanlar rahatladıklarını sandılar arazilerinin bir kısmını satanlarda şükrettiler . Nehir seviyesi 15-20 Mt. Düştü. Ama bu gün Sakarya yatağı ova seviyesinden o kadar aşağıya düştü ki daha ne kadar düşeceği de belli değil, şimdi tarım arazilerimizin geri kalan yani kamulaştırılmayan yaklaşık 700 ( yedi yüz ) dönüm kadar kısmı dip suyunun 15- 20 metre kadar derinlere çekilmesinden sonra yıllık üretilen tarım mahsüllerini bırakın bu gün ağaç bile yetişmemektedir. Köy Sakinlerin:köyümüz ovası tarım arazisinde yeri olan her arkadaşımız tapu fotokopilerini çıkartıp ses getirebilecek bir avukat’a vekalet verip mahkeme davası açmak için girişimler de bulunuyoruz. Boğazköy Dedelerimizin Emaneti Bizim arazilerimiz günümüze dedelerimizden gelmiş ve torunlarımıza kadar gidecektir diyen Ömür; Arazinin bu günkü değeri ile hesaplamayıp nesilden nesile devrederken alınabilecek tüm mahsüllerin gündeme getirilmesini hesaba katmak gerektiğini belirterek, eğer adalet varsa bu davayı BOĞAZKÖY’lümüzün kazanacağını düşünüyorum, dedi. Ocağı Sıkıntısı Geyve Boğazının güzelliği dillere destan Köyü olan Boğazköyü’nde Taş Ocağı açılacak duyumları köylüleri hareketlendirdi. Boğazköy sakinlerinden alınan bilgiler doğrultusunda Köyümüze sahip çıkmanın zamanıdır. Edinilen bilgilere göre, Köyümüzün üst kısmında aşağıdaki haritalarda işaretli bölgede taş ocağı açılacak. Ruhsat sahibinin Ankaradan bir iş adamı olduğu bilgisi var elimizde. İki aydır köyümüze gelip gittiği öğrenildi. Ruhsat alanı Boğazköy toplam alanına eşit bir büyüklük hemen hemen. Haritalarda işaretli bölgeden yola Boğazköy – Doğançay yoluna inmek için tarlalardan geçiş yolu aramakta olduğu bilgisi de kulağımıza ulaşan haberlerden. Maden Ruhsatı Verilmiş.. 2A alanı olarak belirlenen doğa parçasına, Madenişleri Genel Müdürlüğü Tarafından “maden arama ruhsatı” verilmiş. Bu alanda çalışma ruhsatı da alındığı taktirde geri dönüşü olmayan bir yola girilecektir. Geri dönüşü olmayan yol Taş ocağı açıldığı taktirde; Elimizde kalan son doğa güzelliği ve yaban hayat telafisi imkansız büyük zarar görecek. Köy taş tozu altında kalacak. Astım hastalıkları görülmeye başlanacak ve artarak da hastalık gelişecek. agır taşıtlar trafik sorunu yaratacak. Akasya, Kestane ve Ihlamur ormanlarımız toz tabakasıyla kaplanacak. verimleri düşecek ve kurumalarına neden olacak. Zaman içinde yok olacak. Hayvan otlatmayı köylü kendi tarlarında yapsada tozdan etkilenmiş otları hayvanlarına yedirmek zorunda kalacaklar. Yaban hayatı ve doğal flora yok olacaktır Bölgemiz Türkiye coğrafyasında flora çeşitliliği bakımından sayılı yerlerden bir bölgedir. Bu nedenlede köyümüz dahil olmak üzere bölgemizde arıcılık faaliyetleri yürütülmektedir. Arı kolonilerinin devamı ve organik ölçülerde bal üretimi açılacak taş ocağı ile yok olacaktır. Gezici arıcılarda binlerce koloniyi bölgemizde konaklatmaktadırlar. Bundan sonra faaliyetlerini sürdüremeyecekler. Hayvancılık, arıcılık ve tarım ürünleri ile geçimlerini sağlayan halk gittikçe verimsizleşecek bu topraklarda yaşayamaz hale geleceklerdir. Su kaynaklarımız da etkilenecek, doğal yapı bozulduğu için su kaynakları kuruma tehdidi ile karşı karşıya kalacaktır. Kimyasal Atık tehlikesi Çalışmalarda kullanılacak makinelerin kimyasal atıklarıda sularımızın kirlenmesine neden olacaktır. Böyle bir taş ocağının varlığı köyümüzdeki ve civar köylerdeki arazi fiyatlarınıda olumsuz yönde etkileyecek, bu coğrafyada yerleşmek, mülk edinmek isteyenleride uzaklaştıracaktır. Dinamit atışları yaban hayatın tamamını olumsuz etkileyecek, meydana gelen sarsıntılar etkili olacak ve gürültü kirliliğine yol açacak. Yıllarca kum ocaklarından çeken yöre halkımız şimdide taş ocağından mağdur olacaklar. Doğamızla gururlanıp her fırsatta gelen köy dışında yaşayan ve köyde yaşayan tüm halkımızın bu duruma karşı birlik olması gerekmektedir. Hiç olmazsa buralar bozulmadan gelin köyünüzün bu doğasını fotoğraflayın, soluyun ve içinize sindirin. Bundan sonra göremeyeceksiniz ve torunlarınıza karşı başınız önünüzde olacaktır.
1182 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Kasım 2019
P S Ç P C C P
« Eki    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Son Yorumlar

Son Yazılar

KÖŞE YAZARLARI
HAVA DURUMU


sonuclist

EN SON HABERLER

DOLAR
EURO
BIST
ALTIN
Su Sorunu
16 Vote
Internet Sorun
9 Vote
Yol Sorunu
5 Vote

Arşivler

©YASAL UYARI : Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir. StatCounter - Free Web Tracker and Counter
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle
bahis siteleri